Web Master etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Web Master etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2017 Cumartesi

Türkiye’nin En Gelişmiş Yatırımcı Platformu Piyasa.Paratic.com Açıldı!

Bir yatırımcı için en önemli konulardan biri olan canlı piyasa takibi konusunda oldukça güzel bir haberi vermek için bu yazıyı hazırladım. Sizlere genellikle piyasalardan haberler ve bilgiler paylaşıyorum. Ama bu yazımda yatırım yaparken işinizi kolaylaştıracak yepyeni ve son derece gelişmiş bir yatırımcı platformundan bahsedeceğim.



Türkiye'nin en büyük para portalı olarak tanıdığımız Paratic, en gelişmiş yatırımcı platformunu inşa etti ve daha ilk günden büyük bir beğeni kazandı. Bu beğeniler oldukça yerinde; çünkü ister döviz ister altın yatırımcısı olsun, hepinizin işinize yarayacak şekilde tasarlandı. Üstelik bir yatırımcı olmasanız bile dolar ne oldu diye bakmak istiyorsanız size anında cevap veriyor.

Henüz demo yayınında olmasına karşın son derece gelişmiş ve özellikli bir platform olduğu da dikkatlerden kaçmadı. Döviz, altın, kripto coin, parite ve emtia sayfalarını mükemmel bir düzenle yatırımcılara sundu.


Piyasa.Paratic.com'un amacı; Türkiye'deki tüm yatırımcıları tek bir çatı altında toplamak ve kusursuz bir hizmet vermek. Canlı fiyat takibini, ücretsiz ve reklamsız bir formatta sunduklarını da belirtmek isterim.

Bildiğiniz gibi ülkemizde altının ayrı bir yeri vardır. İster bir borsa yatırımcısı olsun ister kuyumcudan al – sat yapan bir birey; her türden yatırımcı düşünülerek tasarlanan bir altın fiyatları sayfası görüyoruz. Tüm altın türleri için alış – satış fiyatları ayrı ayrı verilirken, isteyenler için canlı grafikleri de izlenebiliyor. Ek olarak altın haberleri ve yorumları da güncel olarak izleniyor.



Döviz takibi yapmak ise büyük yatırımcılardan küçük esnafa kadar herkes tarafından önemlidir. Çünkü dolar ve Euro gibi iki büyük para birimi karşısında Türk lirası hangi seviyede bilmek isteriz. Elbette yatırımcılar için diğer tüm dövizler önemlidir ve takip edilmelidir. Piyasa.Paratic.com tüm bu isteklere yönelik hizmeti harika bir şekilde sunuyor.



Canlı fiyat takibinin önemli olduğunu hiçbir zaman unutmamalısınız. Ama bu hizmet genellikle anlık fiyat değişimlerinden oluştuğu zaman ücretli olmaktadır. Paratic Piyasalar ise size tamamen ücretsiz bir hizmet sunuyor. Ayrıca sosyal medya hesaplarından hem portal hem de piyasalarla ilgili önemli gelişmeleri anlık olarak takip edebilirsiniz.

"Piyasa.Paratic.com yayına açıldı!" paylaşımlarından birine mutlaka Instagram'da da rastlamış olabilirsiniz. Çünkü Paratic.com ekibi geliştirdikleri yatırımcı platformunun yayın hayatına başladığını Instagram aracılığıyla duyurdu.

Büyük bir emek göstererek gecesi gündüzüne karışan Yazılım Uzmanı Onur Çelik'in iletisi:

Mustafa Onur Çelik (@onurcelik66)'in paylaştığı bir gönderi ()

Portalın beyni ve SEO - SEM Uzmanı Çağrı Taşlı'nın iletisi:

aylar süren sancılı yazılım ve tasarım aşamasının ardından, Rabbim’e şükürler olsun “Paratic Piyasaları” yayın hayatına başlattık. canlı datayı browserda platform olarak vermeyi başaran Türkiye’de tek siteyiz. zaten hiçbir zaman yapılmış olan ilgimizi çekmedi. biz hep hayallerimizin peşindeyiz. ayrıca yaptıklarımızdan pişman değiliz, aklımız hala yapmadıklarımızda. 🤪 . http://piyasa.paratic.com/ üzerinden giriş yapabileceğiniz trading machine henüz demoV1 modunda, biz hiç gaz kesmeden platformu geliştirecek ve yeni özellikler ekleyeceğiz. 👊 . benim deli saçması hayallerime güvenen ve 1 dediğimi 2 etmeyen Paratic.com ailesine tüm kalbimle teşekkür ederim. bana göre dünyanın en iyi ekibiyiz! alayına çakar geçeriz 😏 . “Paratic Piyasalar” Vatana Millete Hayırlı Olsun. Madem Türk’sün Göster Ürksün 🇹🇷
Çağrı Taşlı (@isacagritasli)'in paylaştığı bir gönderi ()

Paratic.com Genel Yayın Yönetmeni Aysun Bayhan'ın iletisi:

İşte sizlere Paratic Piyasalar sosyal medya hesapları:

Piyasa.Paratic.com Facebook Hesabı: https://www.facebook.com/ParaticPiyasa/
Piyasa.Paratic.com Twitter Hesabı: https://twitter.com/paraticpiyasa


Keyifli ve bol kazançlı günler dilerim...

24 Ocak 2015 Cumartesi

Blog Yazarlığı ile Ev Geçindirilir mi?


Günümüz şartlarında hayat gerçekten zor. Yakın çevremden öğretmen arkadaşlarımın devlete girmek için yaptıkları kıran kırana yarışa şahitlik etmek, mühendislerin boş boş evde oturmalarını görmek, ülkemizde üniversite mezunu yüz binlerce işsiz gencin olduğunu bilmek gerçekten üzücü.

İşte bu noktada alternatif meslekler arayanlara yeni bir iş kolu olarak lanse edilen blog yazarlığı hakkında bilgiler vermek istedim. Blog yazarlığı gerçek bir meslek midir yoksa ek gelir, ek iş olarak mı düşünülmelidir, blog yazarlığı yaparak ev geçindirilir mi yoksa ancak sigara paramızı mı çıkartırız gibi sorulara yazım içerisinde cevap vermeye çalışacağım.

Öncelikle şunu rahatlıkla söyleyebilirim blog yazarlığı gerçek bir iştir ve üzerinde ciddi emek harcanırsa, kişi kendini bu alanda geliştirirse düzenli para kazanılabilir ve ev geçindirilebilir. Ancak kişinin bu evreye gelmesi her zaman mümkün olmuyor. Sanırım birazda yapıyla alakalı, herkes her işi yapamıyor. Gelin bu süreci beraber detaylandıralım.

Blog Yazarlığına İlk Başlangıç! 


Öncelikle her meslek gibi bu işinde başlangıç evresi çok zordur, sıkıntılıdır. Yazı yazmaya başladığınızda her gün saatlerce oturduğunuz bilgisayarı gerçek anlamda hiç kullanmadığınızı görürsünüz. Klavyeniz yavaştır, gerekli programları kullanmayı bilmiyorsunuzdur, beklide aradığınız bilgiye direk nasıl ulaşacağınızı bile bilmiyorsunuzdur. Yani bu iş “ben zaten günde 10 saat bilgisayar başındayım” diyen herkesin yapabileceği bir iş değildir. Çünkü birisi gerçek iştir; diğeri oyun, hobi, boş zaman öldürme eylemidir. İkisi birbirine karıştırılmamalıdır.

Bu işi yapmayı kafasına koyan kişinin ilk başlangıçta bir şeye karar vermesi gerek. O da 1 yıl boyunca para kazanmadan yazmayı, araştırmayı göze almasıdır. Bu gerçekten çetin bir yol. Bu nedenle herkesin blog yazarı olabileceğine veya bu işi hobiden çıkartıp mesleği haline getirebileceğine inanmıyorum. Çünkü 1 yıl hiç bilmediğin bir işe önünü görmeden emek vermek biraz cesaret ister, belki biraz delilik ister. İşte tamda bu yüzden blog yazarlığına ilk başlangıçta bu yola girip girilmeyeceğine karar verilmelidir.

Kararımı Verdim Yazarlığa Nereden ve Nasıl Başlamalıyım? 



Bence bu konuda direk kendi blogunuz üzerinden başlamalısınız. Teknik bilginiz olmayacağı için blogger üzerinden güzel ve akılda kalıcı bir domain belirleyin ve blogspot uzantılı sitenizi açın. Ardından gerçek bir domaine geçer ve bu blogtaki içeriklerinizin tamamını 301 yönlendirmesi ile taşırsınız.

Blogunuzu açtıktan sonra ikinci önemli husus içeriktir. Bırakın tasarımı, görünüşü vs. Siz kaliteli içerik üretmeyi öğrenin, farklı konulara yazmayı öğrenin. Daha önce yeni blog yazarlarına farklı konular bulmasını kolaylaştıracak birkaç tüyo paylaşmıştım, buraya tıklayarak içeriği inceleyebilir ve nasıl kaliteli blog yazıları için başlık bulabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Merak Edilen Soru Parayı Nereden ve Nasıl Kazanacağım?


Blogger üzerinden açtığınız blogunuza 1 yıl hiçbir maddi beklenti içerisine girmeden içerik yazdığınızda, tüm vaktinizi bu siteye ve blogun gelişimine ayırdığınızda; SEO (arama motoru optimizasyonu) ve SMO (sosyal medya optimizasyonu) gibi konular hakkında bilgi sahibi ve gerçekten kaliteli içerik üreten biri haline dönüştüğünüzde; artık para kazanmaya hazırsınız demektir. Bir yıl sonunda elinizde hitli bir site olacaktır. Sitenize google adsense başta olmak üzere piyasada mevcut birçok reklam modelini ekleyebilirsiniz.

Zaten iş bundan sonra başlayacaktır. Para kazanmaya hazırsınız dedim, zengin olmaya demedim. İlk eklediğinizde adnsense gelirleniz ile ancak sigara masrafınızı karşıladığınızı görmeniz muhtemeldir. Ama sakın yıkılmayın, burası işin kırılması noktasıdır. Emin olun ki anlattığım gibi yazarak ayda 3 bin – 5 bin TL arası google adsense geliri olan binlerce, on binlerce kişi var ülkemizde. Bundan 4 – 5 ay önce blog yazarak para kazanmak hayal mi başlıklı bir yazı yayınlamıştım. Bu noktada yazının sizlere faydalı olacağını düşünüyorum, bir göz atın.

Düzenli olarak içerik üretmeye, yazılarınızı sosyal ağlarda gerekli kitlelere ulaştırmaya, ufak gelirlerinizi sürekli sitenizin gelişimine kullanmaya, SEO işlerine düzenli bir bütçe ayırmaya devam ettiğiniz sürece siteniz gelişecektir, doğal olarak gelirlerinizde artacaktır.

Ve Asıl Soru; Evimizi Blog Yazarlığı Yaparak Geçindirebilir miyiz? 



Bu sorunun cevabı direk EVET’tir. Çünkü bu şekilde evini, ailesini geçindiren, yaşamını sağlayan binlerce kişi vardır. Ancak dediğim gibi bu yol çetindir, engebelidir herkesin yapabileceği bir iş değildir.

Peki “sen tavsiye eder misin?”diye sorarsanız. Ben tabiî ki ederim ancak; mangal gibi yürek, bir yılınızı çöpe atacak kadar cesaret, aylarca bilgisayar başına geçirilen sayısız zaman ve kazanılan 0 TL’ye sabır edebilecek gücünüz varsa derim. Bu arada her şey 1 yıl sonunda bitmez. 1 yıl sonra para kazanmaya başlarsınız ancak blogunuzun ev geçindirecek zamana gelmesi için şahsi görüşüm en az 3 yıl geçmesi gerek. Ancak 3 yılın sonunda düzenli bir gelirinizin olacağı ve zevkli bir işinizin olacağı düşünüldüğünde, ek olarak günümüzde gençlerin meslek sahibi olabilmek için harcadıkları zaman ve para düşünüldüğünde; 3 yıl zaman ve 0 TL ile başlanan blog yazarlığı işi hiçte mantıksız gibi gelmiyor, sizce de öyle değil mi?

20 Eylül 2014 Cumartesi

Blog Yazısı için Yeni Konu Bulmak [Öneriler, Tavsiyeler ve Yöntemler]

Yeni blog açan herkes bu yola çıkarken; "anlatacak o kadar çok şeyim var ki…" diyerek çıkar. Çıkar çıkmasına da muhteşem bir gaz ve istekle başlayan blog yazarlığı birkaç ayın ardından yerini “konu bulamıyorum ya” “aslında başlığı bulsam gerisini getirmekte pekte bir şey yok” gibi kalıp cümlelere bırakır.

Öncelikle blog sitelerinin başarısının 1. sırrının düzenli güncelleme olduğunu düşünürsek, bir yazarın sürekli olarak bloguna özgün, dikkat çekici başlıklar bulması ve kişilerin daha önce görmediği, bilmediği konular hakkında kişisel yorumlarını yazması gerekiyor. Buraya kadar her şey normal ve şimdi asıl sorular geliyor; "bu konulara nasıl erişeceğiz?" "yeni konu bulmak için ne yapmalıyız?" "nerelerde takılırsak beynimizde ampüller yanar ve farklı başlıklarda konular bulabiliriz?"

İşte bunlar gibi deli sorulara cevap bulabileceğiniz ana başlıklar;

Okutmak için Okumak gerek! 




Benim bir blog yazarına verebileceğim en büyük tavsiyedir sanırım. Ek olarak okumayan birinin okutabileceğine de inanmıyorum. Eğer düzenli içerik giren bir blog yazarı isen, kesinlikle blog takip listen olmalı ve sevdiğin blogları düzenli olarak gezerek yazdıkları içerikleri takip etmelisin. Sadece blog okumakla bitmez, kitap, dergi kısaca gördüğün ve okuyabildiğin her şeyi okumalısın. Okudukça hayal gücün gelişir ve okudukça aklına daha güzel, farklı konular gelir.

Gündemden Ayrılanı Kurt Kapar! 



Gündem konularına yazmayabilirsin. Hatta haber sitelerini sevmiyor bile olabilirsin. Bunlar tabiî ki de blog yazman için sana engel değil. Ancak Dünya siyasi olaylar nedeniyle çalkanıyorken sen gidip dünya barışı hakkında bir konu yazar ve bunu blogunun sosyal medya hesaplarında yayarsan; iki üç saniye sonra hayatında daha önce hiç duymadığın tarz küfürler duymaya başlayabilirsin. İşte bu nedenle günde en az 1 kere daha önce belirlediğin 2 – 3 haber sitesine göz gezdirmeli ve ülkede, dünyada neler oluyor, neler bitiyor bilmelisin.

Türk’ün Aklı S… Çalışır! 




Kesinlikle doğru bir söz, hayatımı etkileyecek en dehşet fikirler hep WC’de aklıma gelmiştir. Neyseki biz sadece blog için konu arıyoruz ancak insanın aklına ne zaman ne geleceği belli olmuyor. Hiç beklemediğin anda aklına gelen fikirleri not almak için yanında not defteride taşıyacak halin yok ama telefonunu çıkartıp onu hemen not alman gerek yoksa bir daha hiç hatırlamayacağın bir başlık olarak kalacaktır. Ek olarak gördüğün komik bir şeyin direk fotoğrafını çekmek daha sonra bloguna başlık ararken çok faydalı olur bilesin.

Sosyal Sosyalim Şıkır Şıkırım! 



Sosyal Medya’yı sevmiyorsan ve takip etmiyorsan, git blogu kapat ve kendine başka meslek falan ara. Eğer sen blog yazarı olmak istiyorsan, zaten sosyal medyada müthiş aktif bir insan olmalısın. Gündemin ve konuların bu kadar hızlı değiştiği bir dünyada yazar olacaksan; sosyal ağların çok güçlü olmalı ve sürekli sosyal medya hesaplarından gündemi takip ederek yeni konular türetmelisin.

SONUÇ: 


Olay aslında basit. Kendinize bir liste oluşturun. En azından ben öyle yapıyorum. Haber sitelerim, Blog sitelerim gibi takip listelerim var. Sosyal medya hesaplarımda özel takip listelerim var. Ve gerçek hayatta sürekli gözlem halindeyim. Yaşam tarzını bu şekilde belirledikten sonra dünya kadar konu geliyor insanın aklına, hatta o kadar çok geliyor ki belirli bir süre sonra elindeki konuları oturup yazmaya fırsat bulamıyorsun!

NOT – İTİRAF: Bu başlıkta "Acaba Bugün Bloguma Ne Yazsam?" derken hiçbir şey bulamayıp bari; "Blog Yazısı için Yeni Konu Bulmak için Öneriler" yazayım bari diyerekten ortaya çıkmıştır.

30 Ağustos 2014 Cumartesi

SEO ve Sosyal Medya ilişkisine derinlemesine bir bakış


Eskiden SEO adı altında yapılan çalışmalar ile şuan yapılan çalışmalar arasında dağlar kadar fark var. Şuan düşündüğümde; sanki o zaman hiç iş yapmıyormuşuz gibi gelse de olayın derinine indiğimde vaktimin tamamını bilgisayar başında geçirdiğimi hatırlıyorum. Yani SEO değişiyor, yöntemleri ve uygulamaları değişiyor ancak SEO’ya harcanan vakit webmasterlar tarafından sabit ve bu sabit vakitlerinin neredeyse tamamı.

Evet eskiden site açmak büyük bir olaydı. Site iki üç toplist ve foruma eklediğinde ise site neredeyse uçuşa geçiyordu Google üzerindeki anahtar kelimelerde. Tabi ki bu saltanat böyle sürmedi. Ardından düzenli olarak güncellemeler, backlink çeşitliliğine dayalı algoritmalar, pageranklar, no followlar - do followlar, trustranklar falan derken ve en sonunda sosyal medya sitelerinin patlaması ile tüm kayışlar koptu…

Artık SEO ve Sosyal Medya Ayrı Değerlendirilmeli 


İlk olarak webmaster camiası içerisinde Sosyal Medya SEO’nun bir alt dalı gibi görünüyordu. Bence artık olay alt dal olmaktan tamamıyla çıkmıştır. Nedeni benim kendi projelerimde sosyal medya ile neredeyse arama motorları trafiğine yakın bir hit çekmem.

Olayı şöyle düşünelim. Totaline SEO denilen işlemlerin hepsini ne için yapıyoruz? Sitemize hit çekmek için. Eee SEO’nun alt dalı gibi gösterilen bir mecradan daha fazla hit çekebiliyorsam, o zaman oturup SEO ve Sosyal Medya’yı sitem için ayrı sınıflarda değerlendirmenin vakti gelmiş demektir. Zaten büyük portallar ve e-ticaret sitelerinde durum yıllardır böyle. Ancak ben bu konuyu, kişisel blog veya nish alanlarda blog açıp yazan webmaster arkadaşlar için ele alıyorum.

O zaman sosyal medya ve seo güçleri dengelenmiştir denilebilir. Çünkü iki iştede amaç hit çekmek ve iki şekilde de birbirine yakın hitler çekebiliyorsak; olay eşitlenmiştir.

+ Peki bu çalışmanın adı ne? 
- Bence SOSYAL SEO!

SEO ve Sosyal Medya Nereye Gidiyor?


Google 2013 senesinden başından beri bana göre webmasterları çok zorluyor. Sürekli akıllarını farklı şeylere odaklamalarını sağlıyor. Ancak genel bir bakış atıldığında; google bariz şekilde webmasterları oyaladığını görebiliriz. Sürekli yeni çıkan şeyler, algoritmalar, özellikler vs vs vs…

Aynı durum sosyal medya siteleri içinde geçerli. Geçtiğimiz aylarda Facebook sayfalarındaki etkileşimin eğer yayın içerisinde link varsa neredeyse 0’lara kadar düştüğüne şahit olduk. Yani facebook’ta aynı google gibi elindeki hiti kaybetmemek ve elindeki hitten daha fazla para kazanmak için ilk webmsater camiasını kullanıp; ardından ilk onların biletini kesmeye başladı.

Tahminlerimce çok kısa sürede Twitter üzerinden gelen hitlerde de ciddi düşüşler ve etkileşim kayıpları başlayacaktır.

Ancak yinede sosyal medya şuan arama motorları üzerinden trafik çekmekten çok daha etkili. SEO’nun ciddi bir sağlamlığının olmaması ve sosyal medyasız backlink’lerin etkisinin göstermemesi zaten bizi sosyal medya kullanmaya zorunlu bırakmaktadır. Eğer etkili kullanırsanız birçok kelimede çok daha hızlı yükseldiğinize şahit olacaksınız.

Ben kişisel blogumda sosyal medya, seo ve webmaster üçgeni hakkındaki görüşlerimi kısa kısa notlarla sizlere aktarmaya çalıştım. Konuyu sizlerden gelen yorumlarla geliştirebilir ve tartışarak güzel sonuçlar bulabiliriz.

Saygılar…

2 Haziran 2014 Pazartesi

Twitter’da Rakip Analizi Nasıl Yapılır?

Web sitelerinizin offical sosyal medya hesaplarını en iyi şekilde optimize etmeniz gerekiyor. Artık sosyal medya optimizasyonu (SMO) en az arama motoru optimizasyonu (SEO) kadar önemli. Ek olarak SMO’da yakalanılan başarı web sitesinin SEO başarısına bire bir olarak yansımakta. İşte bu nedenle eğer web siteniz başarılı olsun istiyorsanız öncelikle sosyal medyada başarılı olmanız gerekecektir.

Sosyal medya denilince de Birinci sırayı tabiî ki Twitter’a veriyoruz. Eğer sizin Twitter üzerinde gerçekten paylaşılan, etkileşim halinde olan, offical hesabı takip edilen bir web siteniz varsa; ne Google’nin getireceği algoritmalardan, nede sitenizin SEO başarısından hiçbir şüpheniz olmasın. Çünkü Twitter’da paylaşılan, sevilen bir site; her zaman diğer rakiplerine göre 1 adım önce olacaktır.

Peki yeni bir web sitesi açtık ve Twitter hesabını oluşturduk. Nasıl etkili takipçilere ulaşacağız? Twitter üzerinde rakiplerimizin başarısına ulaşmamız için neler yapmamız gerekiyor? Bunun için kendimin sıklıkla kullandığı bir yol var. Birebir aynı yolu adım adım sizinle aşağıda paylaşıyorum.

Adım Adım Twitter Rakip Analizi Yapmak: 


  1. Öncelikle açtığımız web sitesine içerik olarak en yakın ve Twitter üzerinde etkili bir etkileşime sahip iki site bulunur. Örnek vermek gerekirse; Eğer bir borsa sitesi açıyorsanız ve Twitter’da borsa ile ilgili kişileri takip etmek istiyorsanız; öncelikle #borsa hashtag'indeki hesaplardan en popüler olan iki tanesini seçmeniz gerekiyor. Örnek olarak "BORSA" araması için @borsano1 ve @borsaistanbul  hesapları oldukça uygundur. 
  2. Twiangulate.com adresine girip üye olmalısınız. Basit üyelik işlemini tamamladıktan sonra ekranda gördüğünüz karşılaştırma pencereseniz alttaki resimde göründüğü gibi alakalı twitter hesaplarını yazınız. Bu iki alakalı hesabın takip eden ortak kullanıcıların tamamı o alanı takip eden ve sizin tam ihtiyacınız olan Twitter kullanıcılarıdır. 
  3. Bu kullanıcı listesinin altın değerinde olduğunu unutmayın. Ancak insanlar artık twitter’da eskisi kadar kolay takip etmiyor her hesabı. Bu nedenle bu listeyi çıkartın ancak hemen eklemeyin. Bekleyin siteniz otursun, Twitter hesabınız otursun. Takipçileriniz doğal yollarla artsın. Ardından bu kişileri ekleyin ve geri dönüş sağlamayanlarla birebir etkileşime geçin. 

Bu yazımda okurlarıma 3 adımda Twitter üzerinde rakip analizinin nasıl yapılacağını anlattım. Kendim tüm web projelerim için bu yöntemi kullanıyorum ve ciddi başarı elde ediyorum.Örnek olarak @borsano1 hesabı üzerinde paylaştığım bir iki tweet örneğini inceleyebilirsiniz. Örnek tweet üzerinde de göreceğiniz gibi borsanasiloynanir1.com sitesinin offical twitter hesabı üzerinden ülkemizdeki direk olarak borsa ile alakalı kişilere rahatlıkla ulaşabiliyor ve onlarla sitem vasıtasıyla etkileşime geçebiliyorum. Bu nedenle sizlere de tavsiye ederim.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Blog Yazarak Para Kazanmak! Hayal mi? Gerçek Olabilir mi?

Belki de internetin icadından sonra (neydi ne oldu) sadece ülkemizde değil tüm dünyada en çok tartışılan konulardan bir tanesidir blog yazarak para kazanılıp kazanılamayacağı konusu. Bu tartışma yıllardır web üzerinde devam etmektedir. Google’ye “blog yazarak para kazanmak” yazın ve çıkan siteleri biraz karıştırın, göz gezdirin. Konunun ne denli karmaşık ve yazarlar tarafından bile bilinmez olduğunu kısa sürede sizde anlayacaksınız. Sorunun ortaya atılmasından yıllarca sene geçmesine rağmen, hala kişiler düzenli olarak tartışmaya devam etmektedir bu soruyu!


Bu Sorunun Neden Cevabı Yok? 

Şimdi gelelim bu sorunun neden bu kadar tartışıldığına…
Veya neden bu sorunun da diğer sorular gibi “evet” veya “hayır” gibi bir cevabı olmadığına… 

Öncelikle eğer bir soru sürekli tartışılıyor ve hiçbir zaman cevap bulunamıyorsa; o konu da henüz bilinmeyen, ortaya çıkmayan birçok şey vardır. Bu durumu en iyi şöyle tarif edebilirim. Borsa’dan çok para kazanan, zengin olan binlerce kişi vardır. Ancak borsadan para kazanmak mümkün mü diye bir konu açsak günlerce aylarca tartışılır. Yarısı uzak durun batarsınız der, yarısı evet zengin olunur ama önce borsayı öğrenmek gerek der. Örneğin zamanında r10 sitesinde bu konuyla ilgili şu tartışmayı bir inceleyin, demek istediğimi daha net anlayacaksınız.

İşte blog yazarak para kazanma konusu da aynı bunun gibidir. Çünkü bir kesim ciddi anlamda para kazanmakta iken, bir kesim ne yaparsa yapsın para kazanmamaktadır. O zaman bu sorunun cevabı aslında bu işi yapmak isteyen kişidedir.

Kişi Bu Soruyu Önce Kendisine Sormalı? 


Öncelikle kişi “blog yazarak para kazanmak mümkün mü” diye değil “acaba ben yazsam bana para verirler mi” diye kendisine sormalı! 

Belki de sorunun tüm cevabı buradadır. Örneğin ben yazarak para kazanıyorum. Ancak borsa – forex gibi yatırım piyasaları hakkında muazzam bir bilgi sahibiyim. Ve gerçekten yazdıklarımı önemsiyorum. Kişilerin fayda sağlamasını amaçlıyorum. Eğer ben bu amaçla yazarsam tabiî ki para kazanırım. Ancak henüz borsayı hiç bilmeyen biri sadece para kazanma amacıyla gelipte borsa sitesi açarsa, o kişinin para kazanması imkansızdır.

Yani demek istediğim şu; eğer sizde para kazanacağınız bir blog siteniz olsun istiyorsanız; öncelikle hangi alanlarda uzman ve toplum genelinden daha bilgili olduğunuzu çıkartmalısınız. Eğer moda manyağı bir şahsiyetseniz, hiç korkamayın moda blogu açın ve uzun vadede para kazanacağınızdan emin olun. Hah kazandığınız para emeklerinizin karşılığı olur mu veya hayalinizden bile daha fazla para kazanır mısınız orasını ben bilmem. Ancak gerçekten uzmanlık alanınız varsa ve o konuda ciddi bilgi birikimine sahipseniz o konuda blog yazarak para kazanacağınızdan kesinlikle şüpheniz olmasın.

Tamam Anladım! Para Kazanacağım Ama Ne Kadar? 



Evet blog yazarak para kazanılabildiğini anladık. Ancak bunun miktarı neye göre belirlenir, ne kadar kazanırım konusu gerçekten tam bir muamma. Çünkü konunun bu kısmında muazzam faktörler var. Daha önce BorsaNasılOynanır1’de web sitesi açarak para kazanmak isteyenlerin neler yapması gerektiğini burada anlatmıştım. Bu içeriğe bir göz atın: http://www.borsanasiloynanir1.com/internetten-para-kazanma-yollari/#Web_Sitesi_Aarak_Para_Kazanma_Yollar

Yazıda da gördüğünüz gibi, ne kadar kazanacağınız tamamen size kalmış. Ancak insanlar kesin bir cevap duymak ister bunu biliyorum. O nedenle bende bu soruya şöyle bir cevap vereceğim.

Eğer niteliksiz yazılar yazarak para kazanmak istiyorsanız; r10 – wmaracı gibi webmaster forumlarında backlink almak için yazılan tanıtım yazılarını yazarak para kazanabilirsiniz. Kelimesi 0,1 TL civarı sanırım. Yani günde 15 yazı yazsanız günlük 30 TL eder. Ayda 900 TL gibi bir miktar eder. Bir üniversite veya lise öğrencisi için hiç azımsanmayacak bir meblağ iken; her gün 15 yazı yazmak her baba yiğidin harcı değildir. Ancak bu yazıları öyle çok ciddiye almayın belirli bir süre sonra insan otomatiğe bağlıyor zaten…

Eğer nitelikli bir yazarsanız ve gerçekten uzmanı olduğunuz konularda ciddi içerikler yazabiliyorsanız; kendi blogunuzu açmanız ve o bloga uzun süre emek harcamanız en doğrusu olacaktır. Günümüzde kişisel blog sitelerinin aylık gelirleri 1.000 TL ile 1.500 TL arasında değişmektedir. Bu değişim sitenin hiti ve tanıtım yazısı, footer link, sponsor baner gibi faktörlere göre değişiklik gösterebilir. Ancak eğer tamamen niş alanlarda ve google tbm puanı yüksek finans gibi konulara yazabilen bir kişiyseniz; aylık kazancanız 5.000 TL ile 10.000 TL arasında değişebilir. Dediğim gibi tamamen sizin uzmanlık dereceniz ve okurlarınızın sizi takip etmesiyle birebir alakalıdır.

Her kişisel blog sitesinin vazgeçilmezidir Blog Yazarak Para Kazanmak Mümkün mü? Gerçek mi? konusu... Benimde sitemde olsun istedim. Kendimce bu konu ve soru hakkında yorumlarımı yazdım. Umarım beğenmiş ve okuyanların aradıkları cevapları bulabildikleri bir içerik olmuştur…

29 Nisan 2014 Salı

Dünyanın ilk Web Sitesi Hangisi? Ne Zaman Açıldı? Kim Açtı?



Dünyada kaç milyar web sitesi olduğunu artık tahmin bile edemiyorum. Onu bırakın sadece Türkiye’de kaç tane olduğunu bile tahmin edemiyorum. Hep düşünmüşümdür bu kadar popüler olan bir sistem nasıl keşfedildi, nasıl başlandı, dünyanın ilk web sitesi acaba hangisiydi? İşte bu sorular beni konu hakkında araştırma yapmaya itti. Araştırmalarım sonucu derlediğim notlar aşağıdadır.

Dünyanın İlk Web Sitesi Açılış Tarihi Nedir? Kim Açmıştır? 


Kayıtlara geçen dünyanın en eski web sitesi 6 Ağustos 1989 tarihinde yayına başlatılmış. Tarihi duyunca bende şok oldum, zira internet 1995’lerde falan başlamıştır diye tahmin ediyordum. Dünyanın ilk web sitesi bundan 23 sene önce İsviçre’nin Cenevre kentinde Tim Berners Lee tarafından aktif edilmiş. CERN laboratuarları tarafından yayına alınan bu sitenin ismi WORD WIDE WEB! Yani “www” nin kısaltması. Dünyanın ilk web sitesi kurucusu hakkında bilgi almak için burayı tıklayın.

Dünyanın ilk Web Sitesinin Adresi Nedir? 


Bundan 23 sene önce açılan bu site şimdi orginal adresinde hizmet vermiyor. Ancak laboratuar nostalji yapmak istemiş olacak ki; sitenin 23. Yılını doldurması şerefine bizlerle o zamanki ilk halini paylaşmış. 

Dünyanın İlk Resmi Web Sitesi Görünümü: http://info.cern.ch/hypertext/WWW/TheProject.html

Sonuç olarak 23 yıl önce ülkemizde özel televizyon kanalları bile yokken, birileri hayallerin ötesinde bir şeyin peşinden koşmuş ve tarihin ilk web sitesini açmış. Belki de CERN laboratuarındakiler bile bu sitenin ileride açılacak olan milyarlarca sitenin alt yapısı olduğunu tahmin etmiyordu. Ancak günümüzde hala web siteleri “www” alt yapısı üzerine çalışıyor.

19 Nisan 2014 Cumartesi

Google Aramaları için Sihirli Kelimeler


Google’ın zaman içerisinde algoritmasına eklediği ve aramaları beklide biraz eğlenceli kılmak için yaptığı bazı kelimeler vardır. Bu yazıda bu kelimeleri ve google arama butonuna bu kelimeleri yazdığınızda neler olduğundan bahsedeceğim. Ancak yazıya başlamadan önce belirtmeliyim ki; bu aramalar Mozilla Firefox ve Opera gibi tarayıcılarda çalışmaz. Kelimeleri Google Chrome üzerinden aramanız gerekmektedir.

Kelimelere geçmeden önce bir uyarı daha yapmak istiyorum. Bazı kelimeleri zaman içerisinde Google aldığı eleştirilerden dolayı değiştirmiştir. Ve bu aramada birinci sıraya kendi yaptığı siteleri yerleştirmiştir. Özelliklerin çalışması için bazen aramada birinci çıkan siteye bağlanmanız gerekmekte. Zaten aşağıda hangi kelimede tıklamanız gerektiğini anlatacağım.

İşte Google Aramlarında Kullanılacak Sihirli Kelimeler 


Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: Do a barrel roll 

Bu aramayı yaptığınız aynı verdiğiniz komut gibi tüm arama sonuçlarının tepe taklak döndüğünü göreceksiniz. Yani arama motoru kendi etrafında roll hareketi yapacaktır.

Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: Askew 

Askew’in Türkçedeki kelime anlamı “yanlama, yanlamak, yan yatmak” anlarına gelmektedir. Bu komutu arama çubuğuna yazdığınız google arama sonuçlarının yan yattığını görebilirsiniz.

Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: Tilt

Tilt’in Türkçedeki en yalın kelime anlamı “eğilme, eğim vermek” olarak gösterilebilir. Google aramasına “tilt” yazdığınızda çıkan arama sonuçlarının yana doğru aynı askew komutundaki gibi eğildiğini göreceksiniz.

Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: Google Sphere 

Sphere İngilizcede küre anlamına gelmektedir. Eskiden google’ye “google sphere” yazdığınızda Google’nin döndüğüne şahitlik ederdiniz. Ancak özellikle bu arama için çok eleştiri aldığı için artık google’nin bu özelliğini görebilmeniz için arama sonuçlarında çıkan ilk siteye tıklamanız gerekmektedir. Bu siteye girdiğinizde Google logosu ve tüm butonlarının küre halinde döndüğünü görebilirsiniz.

Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: Zerg Rush 

Zerg Rush bildiğiniz gibi zamanın çok popüler oyunlarından bir tanesi. Google aramasına “Zerg Rush” yazıp biraz beklediğiniz; oyundaki topların üstten akarak aynı oyundaki gibi değdiği her şeyi yok ettiğini görebilirsiniz.

Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: let me Google that for you 

Bu aramada aynı “google sphere” araması için zamanında aldığı tepkilerden dolayı kaldırılmış ve özellik arama sonucunda birinci sırada çıkan siteye taşınmıştır. Fonksiyonun çalışması için Google arama çubuğuna; “let me Google that for you” yazın ve ilk sıradaki siteye tıklayın.

Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: Recursion 

Recursion’un Türkçede tam bir karşıtı olmasa da anlam olarak; yineleme, sonsuzluk, tekrarlama, sürekli aynı şeyi yapma gibi anlamlar ifade eder. Google aramasına “Recursion” yazdığınız da ise; Google sürekli olarak kendini yineleyerek “bunu mu demek istediniz diye size yaptığınız aramayı soracaktır”

Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: let it snow 

Let it Snow’un cümle anlamı “kar yağsın” demektir. Google aramasından bunu talep ettiğiz zaman algoritmanın sizi kırmayın arama sonuçları üzerine kar yağdırdığını göreceksiniz.

Google Arama Çubuğuna Yazılacak Kelime: Google gravity 

Google gravity özelliği benim en sevdiğim sihirli aramalardan bir tanesi olmasına rağmen sanırım şikayet ve talepler doğrultusunda arama sonucunda çıkan ilk siteye taşınmış bir özelliktir. Bildiğiniz gibi İngilizcede “gravityu” yer çekimi demektir. Aramaya “google gravity” yazıp çıkan ilk siteye tıkladığınızda, Google üzerindeki yer çekiminin kalktığını görebileceksiniz.

Şimdilik sizler için araştırdığım ve seçtiğim sihirli google arama kelimeleri bunlar. İnsan keşke daha çok özellik olsa ve keşke bu gibi aramalar sadece İngilizce olarak değil de, Türkçe olarak ta yapılabilse demiyor değil. Geçtiğimiz günlerde size Yandex’in panorama 3d haritalarından bahsetmiştim. Google ve Yandex’in kullanıcılarını arada bir kafalarını dağıtması için yaptığı bu eğlenceli özelliklerin artması en büyük temennilerimden biridir. Özellikle benim gibi vaktinin büyük kısmını internet üzerinde geçiren kişiler için.

11 Nisan 2014 Cuma

Alexa Yeni Tasarımı ile Karşımızda

Alexa sitesi bildiğiniz gibi tüm dünyadaki web sitelerinin hitleri ve hitlerine göre dünya ve bulundukları ülkelerdeki sıralamalarını gösteren bir web sitesidir. Eskiden Google algoritmasında büyük önem taşıdığı ve SERP’e 1’e 1 etki ettiği için webmaster camiasının göz bebeği bir sitedir. Günümüzde birçok SEO uzmanına göre Alexa sıralamasının bir etkisi kalmadığı söylenmektedir. Ancak bu söylem şöyle olmalıdır “manipüle edilmiş alexa sıralamasının bir değeri kalmamıştır”

Alexa değeri farklı black hat seo yöntemleri ile rahatlıkla düşürülebilmesi, Google’nin sıralamalarında Alexa değerini önemsemesini sağlamıştır. Ancak yukarıda da dediğim gibi Google bir web sitesinin hitini her zaman önemsemiş ve sıralamasını buna göre değiştirmiştir. Durum böyle olunca webmaster camiasında gözden düşen Alexa, eski itibarlı günlerine geri kavuşmak amacıyla olacak ki; yepyeni bir tasarım ile karşımıza çıktı.

Yeni tasarımı ile Alexa çok daha işlevsel bir yapıya kavuşmuş. Gerek metriklere ulaşım, gerekse tüm özellikleri tek sayfada görme özelliği ile ciddi bir alt yapı çalışması yapıldığı aşikar. Alexa’nın bir web sitesini incelerken yeni tasarımının nasıl olduğunu görmek için buraya tıklayınız.

Yeni tasarımında dikkatimi çeken bir diğer husus ise; alexa pro üyeliği çok daha önemli hale getirmiş olmalıdır. Birçok veri özelliği Alexa pro hesabı olan kullanıcılar görebilirken, normal kullanıcılar bu özellikten çok fazla faydalanamıyorlar. Örnek olarak artık ücretsiz kullanıcılar sitelerin hangi kelimelerden hit aldıklarını ve backlink aldığı siteleri sınırsız bir liste şeklinde göremiyorlar. Bu kriterlerde sadece ilk 5 site gösteriliyor ve daha fazlasını görebilmek için alexa pro üyelik sahibi olmanız isteniyor.

Alexa pro hesabı ise oldukça pahalı. Aşağıya pro hesaplar için özellik ve fiyat listesini ekliyorum.


9 Nisan 2014 Çarşamba

Opera Blog Servisini Kapattı!

Bu yazıyı daha önce yazmak istiyordum ancak belki açılır ümidiyle bekledim. Webmaster camiasında özellikle linkwheel ve paravan blog oluşturmak üzere sıklıkla kullanılan Opera Blog artık kapandı. Şirket resmi web sitesinde yaptığı duyuruda artık opera üzerinden kişilerin blog açmasına izin verilmediğini destek verdiği tüm dillerde duyurdu!

Bildiğiniz gibi Opera dünyanın en büyük web tarayıcılarından biri. Rakipleri Google Chrome, Mozilla Firefox ve Internet Explorer’ın çoğu zaman gölgesinde kaldığı düşünülse de; dünyada kayda değer sayıda fanatikleşmiş kullanıcısı olan bir internet tarayıcısıdır. Şüphesiz Opera'nın blog servisini kapatma kararının ardında birçok geçerli neden vardır. Ancak gerçek binlerce yazarı bulunan bu projenin bu şekilde kapatılması ve o firmaya güvenerek bloglarına içerik girenlerin yüz üstü bırakılması firmanın itibarını oldukça sarsacaktır.

Opera Blog diğer ücretsiz blog servislerine nazaran çok daha kaliteli ve SEO çalışmalarında etkili bir blog sağlayıcıydı. Bunun nedeni diğer ücretsiz servisler gibi sub domain üzerinden değil, direk ana domain üzerinden hizmet vermesiydi. Yani opera.com/blogisimi şeklinde bir url oluşturup açtığınız bloga içerik girebiliyordunuz. Buda çok güçlü bir web sitesi olan opera adresine direk yazı yazmanız anlamına geliyordu. Zaten opera blog içerisine yazılan yazıların saniyesinde index alması, çıkış yapılan backlinklerin ise do follow olup anahtar kelimelerde desteklediğimiz sitelere muazzam katkı sağlaması; Opera Blog’un en belirgin özellikleri arasındaydı.

Açıkçası bu anlattığım özellik bana göre webmasterlar tarafından keşif edilmiş ve yoğun bir şekilde linkwheel sistemleri için kullanılmaya başlanmıştı. Durum böyle olunca sadece seo çalışmaları için açılan binlerce bloga hizmet vermek Opera gibi kurumsal bir şirkete yakışmadığı düşünüldü ve şirketin blog sağlayıcısı kapatılma kararı alındı. Bu noktada herhangi bir duyumum yok, ancak kişisel görüşüm ve tahminim bu yönde.

Sonuç olarak artık Opera yok! Girilen onca içerik yok. Bu da bizlere SEO çalışmalarımızda sadece ücretsiz servislere bağlı kalmamız hususunda iyi bir ders sanırım, çünkü hiçbir zaman kapatılmayacağını sandığınız bir site sistem bile ansızın kapatılabiliyor.

5 Nisan 2014 Cumartesi

Yandex Harita Panorama Özelliği ile 3D Tura Çıkın!

Webmaster dünyasını ilk çıktığı günden beri ikiye böldü Yandex! Bir kesim Yandex’in sürekli Google gölgesinde kalacağını düşünürken, diğer bir kesim ise zaman içerisinde Yandex’in Google’yi geçeceğini ve yıllardır arama motoru dünyasındaki hükümdarlığına son vereceğini düşünüyor. Tartışmaların sonucu ne olur, gerçekte neler olur kimse bilinmez ancak Yandex hiçte kolay lokma değil! Bunu sürekli olarak kendini geliştirmesi, bitmek bilmeyen reklam bütçesi ile anlamamız gayet kolay sanırım.

Bildiğiniz gibi yandex harita çıktığı ilk günden beri kullanıcılar tarafından sevilmişti. Google’nin iki boyutlu haritalarına karşı, direk 3D haritaları ile bir adım önde sektöre giriş yapan Yandex bu özelliğini geliştirmeye devam ediyor.

Google Harita Göz Atmak için: https://www.google.com/maps/preview
Yandex Harita Göz Atmak için: http://harita.yandex.com.tr/

Yandex harita uygulamasının son özelliği ise; Panorama görüntü ve gezinti özelliğidir. Yazıyı yazmadan önce uzunca bir araştırma yaptım. Gerçekten başarılı bir uygulama, dünyanın hemen tüm önemli alanları, yapıları yandex harita panoroma içerisine işlenmiş ve işlenmeye devam ediyor. Bu sayede gitmek isteyip de gidemediğiniz yerler ayağınıza geliyor ve internet – yandex teknolojisi sayesinde bu yerlere gitmiş, gezmiş gibi oluyorsunuz. Uygulamayı sizlere anlatmak için seçtiğim örnek ise; İstanbul Topkapı Sarayı!

İstanbul’un ve Dünya tarihinin en önemli yapılarından biri olan Topkapı Sarayı içerisinde bulunan hemen tüm bölümler yandex panorama ile evlerinize geliyor. Yandex haritanın bu özelliğinden yararlanmanız için ise; yandex.com’u açıp arama yerine “Topkapı Sarayı Panoroma” yazmanız yeterli.



Çıkan arama sonuçlarında, “İstanbul Topkapı Sarayı Panoramik Fotoğrafları” yazısına tıkladığınızda karşınıza aşağıdaki ekran görüntü gelecektir. Burada gördüğünüz gibi sarayın farklı bölümlerini ziyaret edebilir, görüntüyü yaklaştırabilir, uzaklaştırabilir ve gördüğünüz her kareyi 360 derece kendi ekseni etrafında döndürebilirsiniz.



Dünya tarihinde bir çağı kapatıp diğer bir çağı başlatan Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fetih etmesinin ardından yapımına 1460 yılında başlanan ve 1478 yılında bitirilen bu sarayın dilediğiniz bölümünü dilediğiniz şekilde yandex panoroma sayesinde gezebilir ve dilediğiniz alanı alıp; sosyal medya veya internet sitelerinizde paylaşabilirsiniz. Ben örnek olması için Topkapı Sarayı’nın en çok merak edilen bölümlerinden biri olan “Harem” bölümünün panoramik görüntüsünü aşağıya ekliyorum.


  Yandex ve Google arasındaki rekabetin sonucu ne olacağı bilinmez ancak, Yandex’in bu kaliteli uygulamaları ile hayatımızı kolaylaştırdığı ve her zaman yeniliğe açık bir arama motoru olduğu bir gerçek!

2 Nisan 2014 Çarşamba

About.me ve Kimdir.com Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır?

Kişisel Blog sitemdeki bu yazıda birbirinin benzeri olan iki sosyal medya aracını aynı çatı altında toplamaya karar verdim. Bahsedeceğim projelerin benzerliği ve işlevselliği aynı olduğundan dolayı; hangi sitede profil oluşturacaklarının kararını kullanıcılara bırakmak istedim. Evet; bir çoğunuzun bildiği about.me ve henüz yeni bir Türk girişimi olsa da oldukça kaliteli bir site olan kimdir.com ‘u gelin beraber inceleyelim. Bu siteler nedir, ne işe yarar, nasıl kullanılır ve birbirinden farkları nelerdir anlatalım.

About.me Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır? 


About.me geçmişi 4 – 5 yıl öncesine dayanan bir proje. Dünyada alanında ilk olduğundan dolayı, ciddi bir kullanıcı kitlesine sahip bu sitede; kişisel kendi profillerini diledikleri gibi oluşturabilirler. Profil fotoğrafları, kişi hakkında bölümü, web siteleri, sosyal medya ağları isteğe bağlı olarak kullanıcı sayfasına eklenebilir. Bu sayede kişilerin web dünyasında bir nevi CV’leri olmuş oluyor. Kullanımı oldukça basit olan bu sitede, binlerce farklı tasarım ve uygulama mevcuttur. Kesinlikle göz atmanızı tavsiye ederim. Örnek Profil: Altay Bilgin About.me

Aşağıda Altay Bilgin - About.me Sayfasından Alınmış Ekran Görüntüsünü İnceleyebilirsiniz.


Kimdir Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır? 

Kimdir sitesi benimde henüz yeni keşif ettiğim bir sosyal medya aracı, aynı about.me’deki gibi kişilere özgü profil oluşturma sitesi diye tanıtsam hata etmiş sayılmam umarım. Tamamen isminize kimdir sitesi tarafından özel bir subdomain oluşturabilirsiniz. Oluşturduğunuz bu kişisel sayfada kendi fotoğraflarınızı, sosyal medya ağlarınızı, web sitelerinizi ve kısa özgeçmişinizi ekleyerek kaliteli bir sayfa yapabilirsiniz. Ek olarak kimdir sitesinde profilinize kaç kişinin göz attığı, profilinize gelen yorumlar gibi özelliklerde bulunuyor. Türk girişimi olduğu için severek kişisel blog sitemde sizlere tanıtmak istedim. Örnek Profil: Altay Bilgin Kimdir

Aşağıda Altay Bilgin - Kimdir Sayfasından Alınmış Ekran Görüntüsünü İnceleyebilirsiniz.



NOT - UYARI: Kimdir ve About.me gibi siteler; sosyal dünyadaki bulunabilirliğiniz için gayet önemli alanlardır. Bu sayfalar ileride karşınıza birçok yerde çıkabilir (iş görüşmesi, toplantı vs) Arama motorları tarafından sevilen bu siteler; direk isminiz üzerinden yapılan aramalarda karşınıza çıkacaktır. Bu nedenle bu sitelerde hesap oluştururken, ileride yaşayabileceğiniz her şeyi göz önüne alarak hesap oluşturunuz. Daha önce Altay Bilgin Hakkında - Altay Bilgin Kimdir? kendi bilgilerimi blog sitemde anlatmıştım. Dilerseniz burayı da ziyaret ediniz.

Diigo Nedir, Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Diigo; sosyal medya ve webmaster dünyasında sıklıkla ismini duyduğumuz bir web sitesidir. Dünyada oldukça popüler olan bu sitenin ülkemizde de büyük bir kullanıcı kitlesi vardır. Ancak ülkemizde sosyal imleme çok fazla kullanılmadığından dolayı popülerliği diğer sosyal medya sitelerine nazaran azdır. Sosyal imleme bakında bilginiz yoksa; buradan sosyal imleme kullanımı hakkında bilgiler alabilirsiniz. Şimdi gelin diigo nedir, ne işe yarar, sitede neler yapabiliriz beraber inceleyelim.

Diigo Nedir? 


Diigo dünyanın en çok kullanılan sosyal imleme sitelerinin başında gelmektedir. Alexa’ya göre dünyanın en iyi 2000 web sitesinden bir tanesidir. Diigo içerisinde kullanıcılar kendi profillerini oluşturarak; web üzerinde beğendikleri, kaydetmeye değer gördükleri her şeyi depolarlar. Bu depolama servisinin içerisinde açacağınız farklı kategoriler ve etiketler ile; kendi ilgi alanlarınızı oluşturabilir ve benzer sosyal çevrelerle tanışabilirsiniz. Bu devhasa sosyal imleme sitesine: diigo.com adresinden bağlanabilirsiniz.

Diigo Ne İşe Yarar? 


Web üzerinde kaybetmek istemediğiniz, tekrar bakmak istediğiniz veya o an için zamanınız olmayıp daha sonra incelemek istediğiniz makaleleri, haberleri, içerikleri ve videoları kendi profilinizde depolamaya yarar. Diigo içerisinde ister açık paylaşım, isterseniz de sadece kendinizin görebileceği gizli paylaşımlar yapabilirsiniz. Bunu yapmak için imleme yaparken “private” seçeneğini tıklamanız yeterli olacaktır.

https://www.diigo.com/profile/Bilginaltay Adresine bakarsanız benim kendi profilimi görebilirsiniz. Gördüğünüz gibi profilinize resimlerinizi, sosyal medya ağlarınızı, bloglarınızı ekleyebilirsiniz. Kendinize göre depolamak istediklerinizi kategoriler altında barındırabilir ve farklı kitlelere ulaştırmak istediğiniz yazıları diigo etiket sistemi vasıtasıyla ulaştırabilirsiniz.



Diigo Nasıl Kullanılır? 


Diigo’yu size tavsiye etmemdeki amaçlardan bir tanesi de hızlı ve basit ara yüze sahip bir sosyal imleme sitesi olmasıdır. Google Plus, Twitter ve Facebook hesaplarınızı eşleştirerek rahatlıkla diigo profilinizi oluşturabileceğiniz gibi dilerseniz; mail adresinizle üyelik açarak kendi profilinizi oluşturabilirsiniz. Web üzerinde gördüğünüz ve depolamak istedikleriniz diigo hesabınız içerisinde bulunan “add” butonunu tıklayarak direk linki yapıştırırsınız. Altına kısa bir açıklama girerek kaydet dersiniz. Dilerseniz diigo’nun mozilla firefox ve google chrome için yapmış olduğu eklentiyi yükleyerek imleme işleminizi direk browser üzerinden yapabilirsiniz. Diigo içerisinde yaptığınız paylaşımlar tek bir klasörde bu şekilde görünecektir. Altay Bilgin Diigo Profilini incelerseniz sol tarafta kendime göre yaptığım paylaşımları etiketler ve kategorilere göre ayırdığımı görebilirsiniz.

 Elimden geldiğince sizlere kaliteli bir sosyal imleme servisi olan Diigo sitesi hakkında bilgiler aktarmaya çalıştım. Umarım beğendiğiniz ve faydalı bir içerik olmuştur.

11 Mart 2014 Salı

En iyi Link Kısaltma Servisleri

Webmaster arkadaşlara yardımcı olacağını düşündüğüm için kişisel blog sitemde böyle bir içerik yazdım. Öncelikle link kısaltma servislerinin nereden çıktığını, nasıl bu kadar popüler olduğunu ve web dünyasında nerelerde kullanacağımız gibi konulardan bahsedeceğim. Ardından da en iyi link kısaltma servislerinin tanıtımlarını ve detaylı anlatımlarını yapacağım.



Link Kısaltmak Ne İşe Yarar? 


Link kısaltmanın çıkış amacı şüphesiz sosyal medya mecralarının yaygınlaşması ve en önemlisidir de Twitter’ın günümüzdeki popülerliğine ulaşmasıdır. Çıkışı hakkında çok fazla araştırma yapmama rağmen, link kısaltma servislerinin Twitter 140 kelime ile anlatılmayan ve bir türlü tweet içerisine sığmayan linkler için kullanıldığını biliyorum. İnsanlar tweetlerinde bir yere link vermek istediklerinde veremiyorlardı. Bu linkler kısaltıldığında ise 140 kelime sınırı olan tweetlere rahatlıkla sığabiliyordu.

Tabi çıkış amacı günümüzde farklı amaçlarla birleşmiştir. Şuan özellikle büyük bir webmaster kesimi link kısaltma servislerinden ciddi miktarlarda paralar kazanmaktadır. (Link kısaltılarak internetten nasıl para kazanılacağını ve nelere dikkat edilmesi gerektiğini ileriki yazılarımda anlatacağım) İşin içerisine para girdiğinde ise link kısaltma servislerinin sayıları birden artmış ve günümüzdeki son halini almıştır.

Link Kısaltma Servisleri Nerelerde Kullanılır? 


Özellikle youtube, vimeo, google plus, twitter, facebook, friendfeed gibi sosyal medya araçlarının tamamında insanlar artık link kısaltma servisleri kullanmaya başlayınca; bu dev sitelerde hemen önlemini almış ve hepsi kendi link kısaltmalarını eklemişlerdir. Bu sayede sosyal medya siteleri ilk link çıkışlarını kendilerine ait olan bir siteden başka bir siteye yönlendirmişlerdir. Henüz birçok kişi olayı tam olarak idrak edemese de bu yapılanma seo açısından oldukça önemli bir adımdır. Bu sayede hiçbir sosyal medya sitesinden aldığınız backink; seo açısından sizlerin sitesine etki etmez. Çünkü linkler hem no followdur hem de ilk eklenilen sitenin kısaltma servisine ardından da sizin sitenize yönlendirilmektedir.

Sosyal medya mecrası dışında; link kısaltma servisleri özellikle çok yüksek hite sahip (program indirme gibi) sitelerin dış link çıkışlarında kullanılmaktadır. Bu sayede webmasterlar para kazanmaktadır.

En İyi Link Kısaltma Sevisleri Listesi 


  • Goo.gl: Şüphesiz dünyanın en çok link kısaltılan servisidir. Özellikle webmasterlar tarafından Google’ye ait bir servis olduğu için web sitelerine seo açısından etki edeceği düşüncesi ile kullanılmaktadır. Ayrıca google plus üzerinde de google tarafından kullanılmaktadır. Bu servise gmail hesabınız açıkken kayıt olduğunuzda kısalttığınız linklere gelen tıklamaları grafiksel şekilde görebilirsiniz. Örnek Kısaltma: http://goo.gl/DMW7JW 
  • Bit.ly: Dünyanın ilk link kısaltma servisi Bit.ly günümüzde hala çok büyük bir kitle tarafından kullanılmaktadır. Twitter ile yıldızı parlayan bit.ly servisi içerisinde ister üye olarak, isterseniz de üye olmadan linklerinizi kısaltabilirsiniz. Eğer servise üye olursanız, kısalttığınız linkin hangi sayfadan ne kadar hit çektiğini görebilirsiniz. Üye olmadan kısaltma durumda ise sadece o linkin aldığı click sayısını görebilirsiniz. Örnek Kısaltma: http://bit.ly/1c0O9FL 
  • Tinyurl.com: Bu serviste oldukça bilindik ve en iyi link kısaltma servisleri yazımızda listeye girecek kadar iyi bir servistir. Tinyurl üzerinden kısalttığınız linklere isterseniz (daha önce alınmadıysa şayet) kısaltma kodunuzu alabilirsiniz. Örnek Kısaltma: http://tinyurl.com/borsapiyasasi 
  • Urlji.com: Bu site üzerinden güvenle ve acaba kapanacak mı korkusu olmadan linkinizi kısaltabilirsiniz. Buna ek olarak aynı Tinyurl’deki gibi eğer daha önce alınmadıysa istediğiniz kısaltmayı kullanabilirsiniz. Örnek Kısaltma: http://urlji.com/borsanedir 
Bunlar dışında youtu.be (youtube kısatma servisi), wp.me (wordpress kısatma servisi) ve t.co (twitter kısaltma servisi) gibi hemen her dev portalın kendi kısaltma servisi bulunmaktadır. Ancak bu servisler sadece kendi siteleri için kullanıldığından dolayı bu yazı içerisinde detaylara girmek istedim. Evet sizler için seçtiğim ve tanıttığım link kısaltma servisleri yazısının böylelikle sonuna geldik, umarım işinize yarayan bir içerik olmuştur.

27 Şubat 2014 Perşembe

Web Siteleri İçin Telif Bildirimi ve Gizlilik Politikası Sayfası Örnekleri

Merhaba; web sitelerimizin, blog sitelerimizin kurumsal görünmesi için telif bildirimi ve gizlilik politikası sayfası olmalıdır. Sitenizi takip eden kişiler bu sayfalara bakarak siteniz hakkında bilgiler almalıdır. Ancak telif bildirimi ve gizlilik sayfalarının nasıl yapılacağı tam olarak bilinememektedir. Bende borsa nasıl oynanır 1 sitesi için bu sayfaları yaparken uzun bir araştırma yapmıştım. Şimdi bu araştırmalarım sonucu edindiğim bilgileri diğer webmaster arkadaşlarımızın faydalanması için blogumda paylaşıyorum.

Telif Bildirimi Nedir? Telif Bildirimi Sayfası Nasıl Oluşturulur? 


Telif bildirimi bir web sitesinin görsel ve yazılı olarak tüm içeriğinin o siteye ait olduğunu anlatan sayfadır. Ülkemizde telif bildirimi henüz yeteri kadar gelişmese bile; dünyada çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca ülkemizde bir iki girişim olsa bile, gerek Google gerekse diğer arama motorlarının gözünde web sitelerinin haklarını ve teliflerini koruyacak etkili bir oluşum henüz yoktur. Bu noktada görsel ve yazılı içeriğimizi korumak için iki büyük alternatifimiz vardır. Bunlar DMCA ve Creative Commons bu iki siteye de üye olarak sitenizin tüm yayınlarını koruyabilirsiniz. Ancak bir iki seferden sonra sitenizin yayınlarını çalan diğer siteleri şikayet edebilmeniz ve arama motorlarından silinmesini sağlamanız için paralı üyelik oluşturmanız gerekmektedir.

DMCA’ya üye olduğunuz size vereceği sayfa aşağıdaki gibidir. 

 DMCA Telif Bildirimi Koruma Sayfası Örneği


Telif Bildirimi sayfanızı oluştururken çok fazla bir şey yazmanıza gerek yok. Sadece sitenizdeki tüm yazılı ve görsel içeriğin korunduğu yayın organlarını belirtmeniz yeterlidir.

Örnek Telif Bildirimi Sayfası aşağıdaki gibidir. 

 Telif Bildirimi Sayfası Örneği


Gizlilik Politikası Sayfası Nedir, Nasıl Oluşturulur? 


Gerek kurumsal web sitelerinde gerekse kişisel ve genel blog sitelerinde bana göre gizlilik sayfası kesinlikle bulunmaktadır. Bu sayfa okurlarınıza güven vermenizi sağlayacağı gibi sitenize bağlılığı da arttıracaktır. Gizlilik Politikası sayfanızı oluştururken sitenizde okurlar tarafından kullanılabilen tüm alanlar açık bir şekilde belirtilmelidir. Ayrıca site dışı yayın organlarınız da belirtilmelidir. Örnek olarak facebook, twitter, google plus gibi sosyal medya sayfalarınıza linkler vererek okurun bu siteler hakkında bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.

Örnek Gizlilik Politikası Sayfası aşağıdaki gibidir.

 Gizlilik Politikası Sayfası Örneği


Unutmayınız ki; bir web sitesi ne kadar kurumsal ve açık bilgiler içerirse o kadar takipçilerine güven verir. Güvende akabininde bağlılığı getirecektir. Bu nedenle normalde önemsenmeyen gizlilik politikası ve telif bildirimi sayfalarınızı oluşturup sitelerinize eklemeniz sizlere artı olarak geri dönecektir. Tüm webmaster arkadaşlarıma iyi çalışmalar, bol kazançlar dilerim.

27 Aralık 2013 Cuma

Bloglovin Nedir? Nasıl Kullanılır? Ne İşe Yarar?

Bloglovin’i bilmeyen yoktur. Şaka şaka ilahla vardır. Bilmeyen olmasa neden size burada anlatayım. En kısa haliyle yakından bildiğimiz Google Buzz servisi gibi bir şey bloglovin. Bildiğiniz gibi google buzz 2013’ün sonlarına doğru kullanımdan kaldırılmıştı. Belkide bloglovin özellikle eski webmasterlar tarafından kullanılan buzz servisi yerine bloglovin’i tercih eder. Bu noktada site içerisinde kısa bir araştırma yaptım. Çok fazla kullanıcı yok ülkemizden, ancak dünya üzerinde yaygın. Belki zaman içerisinde ülkemizde de yaygınlaşır ve özellikle blogger’lar tarafından sevilerek kullanılabilir diye düşünüyorum. Hemen sözü uzatmadan bloglovin hakkında merak edilen soruları cevaplayayım.



Bloglovin Nedir? 


Bloglovin blog sitenizin RSS uzantısını bağlayabileceğiniz ve girdiğiniz içeriği anlık olarak imleyebildiğiniz bir servis. Bu sayede yazılarınızı bloglovin üyelerinizle otomatik olarak paylaşıyor ve sitenize, blogunuza daha fazla hit çekebiliyorsunuz. SEO açısından çok fazla faydası olmasa da; eğer bloglovin içerisinde aktif olursanız ciddi hit çekebilirsiniz sitenize. Sitenize arama motorları dışından gelen hitin ne kadar değerli olduğunu bilmeyen webmaster veya blogger yoktur diye tahmin ediyorum; bu noktada bloglovin sizlerin güvenle kullanabileceğiniz bir sosyal ağ.

Bloglovin Nasıl Kullanılır? 


Bloglovin’i kullanmak için her sosyal medya aracında olduğu gibi ilk olarak basit bir kayıt işlemi yaptırmalısınız. Bloglovin.com adresine girerek Facebook hesabınızla veya “sing up with email” seçeneğini tıklayarak direk üyelik işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Mail aktivasyonunuzu yaptıktan sonra; artık bloglovin profilinizi oluşturmaya hazırsınız demektir. Örnek olarak benim bloglovin profilimi inceleyebilirsiniz. 

Gördüğünüz gibi profilimin altında “Blogs in Altay Bilgin” yazıyor. Bu kısıma dilediğiniz kadar blog ekleyebilirsiniz ancak, eklediğiniz her blogun link adresini kendi sitenize karşılıklı olarak eklemeniz gerekir, yoksa bloglovin sitenizdeki yeni yazıları rss uzantınızdan sizin profilinize çekmez. İşte o yüzden yazımın başında seo açısından çok fazla önemi yok ancak; sitenize hit gelmesi açısından önemli dedim. Yani bloglovin’deki üyelere yazılarınızı göstermenin tek yolu kendi sitenizden link vermekten geçiyor. Blog siteniz için oluşturduğunuz klasör ve rss bağlantıları ise bu şekilde görünüyor.


Bloglovin Ne İşe Yarar?


Bloglovin’i bir seo aracı olarak gören webmaster arkadaşlar yanılır. Bunu tamamen hit sağlayıcısı olarak görmelisiniz. Bu yüzden eğer yazılarınızın bloglovin okurları tarafından sevilmeyeceğini düşünüyorsanız bu servisi durduk yere kullanmanıza gerek yok. Ayrıca bloglovin’den sitenize hit çekebilmek için ilk olarak bu site içerisinde aktif olmalı ve arkadaşlar edinmelisiniz. Ben kendi mail adresime bağlı sosyal ağlarda arama yaptım ancak arkadaşlarımın hiç biri bloglovin kullanmıyor.

Eğer bu kaliteli sosyal medya sitesi içerisinde ciddi bir arkadaş kitleniz olursa, siteniz için kısa sürede yüksek geri dönüşümler alabilir ve yazılarınızı farklı ülkelerden, kitlelerden insanlara okutma şansı bulabilirsiniz.

Nedir, nasıl kullanılır, ne işe yarar kategorisinde bugün bloglovin sosyal medya ağı hakkında aklınıza gelebilecek her şeyi anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı olabilmişimdir. Yeni içeriklerde AltayBilgin.Blogspot.com adresinde görüşmek üzere…

23 Aralık 2013 Pazartesi

Scoop.it Nedir? Nasıl Kullanılır? Ne İşe Yarar?

Merhaba, Scoop.it dünya gündeminde bu aralar çok popüler. Benimde zaman zaman kullandığım bu sosyal medya aracı henüz Türkiye için hem çok yeni, hem de çok az kişinin bulunduğu bir ağ. Bugün kişisel blog sitem içerisinde sizlere scoop it sitesini tanıtmak, özelliklerini ve diğer sosyal imleme araçlarından farklarını anlatmak istedim. Söz fazla uzatmadan hemen makalemin başındaki soruların cevabını vermeye başlıyorum.


Scoop.it Nedir? 


Scoop.it en yalın haliyle bir sosyal imleme sitesidir. Ancak klasik sosyal imleme sitelerinden çok daha gelişmiş bir web ağıdır. Scoop it insanların alakalı oldukları olayları ve konuları onların önüne anlık olarak sunmaktadır. Bu sayede ilgi alanlarınızla ilgili olan her şeyi an ve an takip edebiliyorsunuz. Ayrıca site içerisinde kişisel profilinizi oluşturabiliyor ve beğendiğiniz, faydalı gördüğünüz yayınları depolayabiliyorsunuz.

Scoop.it Nasıl Kullanılır? 


Scoop it sitesini kullanmaya başlamanız için öncelikle basit bir üyelik işleminden geçmeniz gerek. İlk olarak scoop.it adresine gidiyoruz ve üye ol butonuna tıklıyoruz. Onaylı facebook, google plus ve twitter hesaplarınızdan direk siteye bağlanabildiğiniz gibi; mail adresinizle de kayıt olabilirsiniz. Mail aktivasyonunuzun ardından; artık scoop.it kullanmaya hazırsınız. Öncelikle kendi profilinizi oluşturun. Örnek olarak benim scoop.it profilimi inceleyebilirsiniz. mail adresiniz ve sosyal ağlarınızdan scoop it kullanan arkadaşlarınız olup olmadığını kontrol edin. Kendi çevrenizi belirlemeniz sitede çok önemli, çünkü tamamen ilgi alanlarınızla alakalı konular göreceksiniz. Yani örneğin moda ile ilgili haberleri ve web site paylaşımlarından haberdar olmak istiyorsunuz ve bu sizin ilgi alanınız. Eklediğiniz arkadaşlarınızın hepsi moda ile ilgileniyorsa; scoop it sitesine girdiğinizde moda dışında hiçbir şey göremezsiniz. Veya tam tersi, hiç alakasız haber ve yayınları önünüze getirebilir.

Bu tamamen sizin çevreniz ve açtığınız dosyalarla alakalıdır. Örneğin; ben borsa ve ekonomi haberlerini, eğitsel makale ve bilimsel araştırmaları Borsa – Stock Market başlıklı dosyam içerisinde depoluyorum. Bu klasörü açtığımda scoop.it bana aşağıdaki gibi borsa gündeminde olan tüm olayları, haberleri ve blog yazılarını önüme sunuyor. Bu sunulardan dilediğimi kendi dosyama atabiliyorum.


Scoop.it Ne İşe Yarar? 


Bu soru aslında tamamen kişilerin internet kullanımı ile alakalı. Açıkçası benim çok işime yarıyor. Çünkü ne zaman scoop.it sitesine bağlansam; Türkiye ve Dünya gündemine dair kendi ilgi alanlarımda ne olduğunu tek bir ekrandan, çok işlevsel bir şekilde takip edebiliyorum. Şuan için scoop it’de iki klasörüm var. Web dünyasındaki olayları, yenilikleri takip etmek için açtığım; webmaster klasörüm ve ekonomi olaylarını takip etmek için açtığım borsa klasörüm.

Sosyal medya artık çok kompleks bir hal aldı. Bazıları bu değişme yenilirken, bazıları da sürekli yeni çıkan sitelere üye olmaktalar. Ben sanırım her yeni sosyal ağa hesap açan ve deneyen biriyim. İnternet bağımlısı olmak böyle bir şey sanırım. Bugün scoop.it hakkında kişisel deneyim, kullanım alışkanlıkları ve bilgilerimi size aktardım. Umarım faydalı olmuşumdur, yeni yazılarımda yeni sosyal medya sitelerini tanıtmaya gayret edeceğim. Şimdilik bu kadar, hoşça kalın…