Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2017 Pazar

En iyi Erkek Parfümü Neye Göre Belirlenir, Kriteri Nelerdir?


Merhaba Arkadaşlar; 

Vakit buldukça tekrar farklı konulara yazarak blogumu aktif etmeye çalışacağım. Dün gece sürekli takip ettiğim sitelerin başında gelen Paratic.com en iyi erkek parfümleri listesi yayınladı. Site içeriğinde okurlarına 30 güzel parfüm önermiş. Listedeki birçok parfümü gençliğimden beri kullandığımı düşündüm ve kendime şu soruyu sordum. Bu "EN İYİ" meselesi parfüm seçiminde neye göre belirlenmelidir? Yani hangi kriter bir parfümün en iyi olmasını sağlayabilir. Fiyatı, Kalıcılığı, Tepe Noktası, Kalp Noktası, Tanımlama Noktaları artık bunlar neresi oluyorsa parfümün :)

Tabi ben iktisatçıyım bana göre en iyi parfüm "en ucuz ve en kalıcı" olandır. Ancak biz bu parfümü kendimiz için sıkmıyoruz, bizi koklayacak kişiler içinde sıkıyoruz, peki onlar için sıkıyorsak parfümümüzün en iyi olabilme kriteri de aslında bizi en çok koklayacak kişiye göre değişmeli diye düşünüyorum. Yani parfüm seçiminde bana göre olay basit ve para - çokomel eğrisinin izin verdiği ölçüde o sıralar sizi en çok koklayacak kişinin en beğendiği koku, sizin için en iyi erkek parfümüdür.


O yüzden böyle şeylere çok takılmamanızı öneririm. Sorun partnerinize, eşinize, sevgilinize, karınıza artık sizin kim kokluyorsa ona, onun sevdiği parfümü alın sıkın doya doya, zaten kokuyu siz kullanacağınız için belirli bir süre sonra burnunuz alışıyor ve siz onun kokusunu almıyorsunuz, yani bu konuda tek kriter karşı taraf oluyor. Karşıdaki en önemli kriter ise sizi en çok koklayacak kişi oluyor, konumuz erkek parfümleri olduğu içinde sizi en çok koklayan kadının en beğendiği parfüm sizin için en iyi erkek parfümü olmuş oluyor.

Bu konuda düşünür ve araştırma yaparken Youtube üzerinde erkek parfümleri hakkında yeni bir Türk kanalı açıldığını gördüm. Alanında uzman kişilerden konuyu dinlemek hoşuma gitti. 2017'de erkeklerin kullanacağı en iyi Niche parfümlermiş. Kışın ayrı, yazın ayrı tabi. Eğer bu konuda kafanız karışıksa yukarıda linkini verdiğim Paratic.com'un listesine göz atabilir ve bu kanaldaki videoları takip edebilirsiniz.



Peki Altay senin şuana kadar kullandığın en iyi parfümler hangileri derseniz; kendimce severek kullandığım parfümleri listesi aşağıda:
  • Jean Paul Gaultier 
  • Lacoste Red EDT 
  • Bvlgari Aqva Pour 
  • 212 Men EDT
  • Calvin Klein 
  • Hugo Boss Just Different

12 Aralık 2016 Pazartesi

Borsanasiloynanir.co ile 3 Yıl Nasıl Geçti?

Merhaba değerli okurlar;

Sizlerle ilk tanışmamız, Borsanasiloynanir.co isimli web sitemiz sayesinde oldu. Hatta Borsanasiloynanir1.com desem daha doğru olacak. Çünkü yolumuza ilk olarak, bu isimle çıkmıştık. Daha sonra 1 ve m fazlalıklarını attık ve yolumuza bu şekilde devam ettik. Dile kolay, 2013 yılının Eylül ayından bu yana sizlerle bilgi paylaşımında bulunuyoruz ve daha da iyileriyle yolumuza devam edeceğiz.

Borsa Nasıl Oynanır aracılığıyla sizlere önce borsa piyasası hakkında bilgiler verdik. Daha sonra forex kategorisine de geçiş yaptık ve yatırım ile ilgili merak edilen birçok konuya yer verdik. Hatta ülkemizde yasal olmasa bile ikili opsiyon hakkında da sizleri bilgilendirdik. Kaleme aldığımız konularla ilgili olarak, sizlerden gelen mesaj ve yorumlar ise ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere gösterdi.

Borsa Nasıl Oynanır sitesinde 3 yılda meydana gelen değişikliklerden, dönüm noktalarından ve ileriye dönük planlarımızdan şu yazımızda bahsettik: http://borsanasiloynanir.co/borsa-nasil-oynanir-3-yasini-kutluyor/ Yapacağımız değişiklikler ve site gelişmeleri hakkında, sizleri haberdar etmeye de devam edeceğiz. Eğer sizlerin de istek ve önerileri varsa bizlere iletmenizi istiyoruz. Çünkü bizler, sizin için en kaliteli bilgileri bir araya getirmek istiyoruz ve sunacağınız önerileri kelimesi kelimesine dikkate alıyoruz.

İlk günden bugüne kadar, hep daha iyisini sizlere sunmaya çalıştık. Her yazımıza büyük bir özen gösteriyoruz ve merak edilen konular hakkında bilgi vermeye de devam edeceğiz. 3 koca yıl boyunca sizlerle bilgi paylaşımında bulunmaktan büyük zevk aldık. Bu nedenle yapılan diğer işlerden farklı olarak sizlere paranızı nasıl yönetmeniz gerektiği konusundan da bahsettik. Çünkü bir yatırımcının aynı zamanda bilinçli bir tüketici olması gerekmektedir. Kazancını arttırması, tasarruf sahibi olması ve birikim yapması, oldukça önemlidir. Bu konularda başarılı olan kişiler, yatırım konusunda da doğru adımlar atabilmektedir. Bizler de sizlere bu alanlardan bahsederek, doğru bilinen yanlışlardan iş fikirlerine kadar geniş bir alanda hizmet verdik. Tasarruf ve birikim konularını takip etmek için buraya göz atabilirsiniz: http://borsanasiloynanir.co/para-dunyasi/

Sitemizin 3. yılı ile 1000. yazısı aynı döneme denk geldi. Ayarlasak olmazdı emin olun! Ama bunların hepsini olumlu işaretler olarak totemlerimize dahil ediyoruz ve çok daha iyi konularla karşınızda olmak için güç topluyoruz. Sizlere bu bilgileri iletmek için sosyal medya ağlarımızı ve bloglarımızı da kullanıyoruz. Sonuçta internet döneminde yaşıyoruz ve bugünün gerektirdiği gibi hareket etmemiz gerekiyor, öyle değil mi? Anlayacağınız yazılarımızı, Twitter ve Facebook hesabımızdan aktif bir şekilde takip edebilirsiniz.

24 Ocak 2015 Cumartesi

Blog Yazarlığı ile Ev Geçindirilir mi?


Günümüz şartlarında hayat gerçekten zor. Yakın çevremden öğretmen arkadaşlarımın devlete girmek için yaptıkları kıran kırana yarışa şahitlik etmek, mühendislerin boş boş evde oturmalarını görmek, ülkemizde üniversite mezunu yüz binlerce işsiz gencin olduğunu bilmek gerçekten üzücü.

İşte bu noktada alternatif meslekler arayanlara yeni bir iş kolu olarak lanse edilen blog yazarlığı hakkında bilgiler vermek istedim. Blog yazarlığı gerçek bir meslek midir yoksa ek gelir, ek iş olarak mı düşünülmelidir, blog yazarlığı yaparak ev geçindirilir mi yoksa ancak sigara paramızı mı çıkartırız gibi sorulara yazım içerisinde cevap vermeye çalışacağım.

Öncelikle şunu rahatlıkla söyleyebilirim blog yazarlığı gerçek bir iştir ve üzerinde ciddi emek harcanırsa, kişi kendini bu alanda geliştirirse düzenli para kazanılabilir ve ev geçindirilebilir. Ancak kişinin bu evreye gelmesi her zaman mümkün olmuyor. Sanırım birazda yapıyla alakalı, herkes her işi yapamıyor. Gelin bu süreci beraber detaylandıralım.

Blog Yazarlığına İlk Başlangıç! 


Öncelikle her meslek gibi bu işinde başlangıç evresi çok zordur, sıkıntılıdır. Yazı yazmaya başladığınızda her gün saatlerce oturduğunuz bilgisayarı gerçek anlamda hiç kullanmadığınızı görürsünüz. Klavyeniz yavaştır, gerekli programları kullanmayı bilmiyorsunuzdur, beklide aradığınız bilgiye direk nasıl ulaşacağınızı bile bilmiyorsunuzdur. Yani bu iş “ben zaten günde 10 saat bilgisayar başındayım” diyen herkesin yapabileceği bir iş değildir. Çünkü birisi gerçek iştir; diğeri oyun, hobi, boş zaman öldürme eylemidir. İkisi birbirine karıştırılmamalıdır.

Bu işi yapmayı kafasına koyan kişinin ilk başlangıçta bir şeye karar vermesi gerek. O da 1 yıl boyunca para kazanmadan yazmayı, araştırmayı göze almasıdır. Bu gerçekten çetin bir yol. Bu nedenle herkesin blog yazarı olabileceğine veya bu işi hobiden çıkartıp mesleği haline getirebileceğine inanmıyorum. Çünkü 1 yıl hiç bilmediğin bir işe önünü görmeden emek vermek biraz cesaret ister, belki biraz delilik ister. İşte tamda bu yüzden blog yazarlığına ilk başlangıçta bu yola girip girilmeyeceğine karar verilmelidir.

Kararımı Verdim Yazarlığa Nereden ve Nasıl Başlamalıyım? 



Bence bu konuda direk kendi blogunuz üzerinden başlamalısınız. Teknik bilginiz olmayacağı için blogger üzerinden güzel ve akılda kalıcı bir domain belirleyin ve blogspot uzantılı sitenizi açın. Ardından gerçek bir domaine geçer ve bu blogtaki içeriklerinizin tamamını 301 yönlendirmesi ile taşırsınız.

Blogunuzu açtıktan sonra ikinci önemli husus içeriktir. Bırakın tasarımı, görünüşü vs. Siz kaliteli içerik üretmeyi öğrenin, farklı konulara yazmayı öğrenin. Daha önce yeni blog yazarlarına farklı konular bulmasını kolaylaştıracak birkaç tüyo paylaşmıştım, buraya tıklayarak içeriği inceleyebilir ve nasıl kaliteli blog yazıları için başlık bulabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Merak Edilen Soru Parayı Nereden ve Nasıl Kazanacağım?


Blogger üzerinden açtığınız blogunuza 1 yıl hiçbir maddi beklenti içerisine girmeden içerik yazdığınızda, tüm vaktinizi bu siteye ve blogun gelişimine ayırdığınızda; SEO (arama motoru optimizasyonu) ve SMO (sosyal medya optimizasyonu) gibi konular hakkında bilgi sahibi ve gerçekten kaliteli içerik üreten biri haline dönüştüğünüzde; artık para kazanmaya hazırsınız demektir. Bir yıl sonunda elinizde hitli bir site olacaktır. Sitenize google adsense başta olmak üzere piyasada mevcut birçok reklam modelini ekleyebilirsiniz.

Zaten iş bundan sonra başlayacaktır. Para kazanmaya hazırsınız dedim, zengin olmaya demedim. İlk eklediğinizde adnsense gelirleniz ile ancak sigara masrafınızı karşıladığınızı görmeniz muhtemeldir. Ama sakın yıkılmayın, burası işin kırılması noktasıdır. Emin olun ki anlattığım gibi yazarak ayda 3 bin – 5 bin TL arası google adsense geliri olan binlerce, on binlerce kişi var ülkemizde. Bundan 4 – 5 ay önce blog yazarak para kazanmak hayal mi başlıklı bir yazı yayınlamıştım. Bu noktada yazının sizlere faydalı olacağını düşünüyorum, bir göz atın.

Düzenli olarak içerik üretmeye, yazılarınızı sosyal ağlarda gerekli kitlelere ulaştırmaya, ufak gelirlerinizi sürekli sitenizin gelişimine kullanmaya, SEO işlerine düzenli bir bütçe ayırmaya devam ettiğiniz sürece siteniz gelişecektir, doğal olarak gelirlerinizde artacaktır.

Ve Asıl Soru; Evimizi Blog Yazarlığı Yaparak Geçindirebilir miyiz? 



Bu sorunun cevabı direk EVET’tir. Çünkü bu şekilde evini, ailesini geçindiren, yaşamını sağlayan binlerce kişi vardır. Ancak dediğim gibi bu yol çetindir, engebelidir herkesin yapabileceği bir iş değildir.

Peki “sen tavsiye eder misin?”diye sorarsanız. Ben tabiî ki ederim ancak; mangal gibi yürek, bir yılınızı çöpe atacak kadar cesaret, aylarca bilgisayar başına geçirilen sayısız zaman ve kazanılan 0 TL’ye sabır edebilecek gücünüz varsa derim. Bu arada her şey 1 yıl sonunda bitmez. 1 yıl sonra para kazanmaya başlarsınız ancak blogunuzun ev geçindirecek zamana gelmesi için şahsi görüşüm en az 3 yıl geçmesi gerek. Ancak 3 yılın sonunda düzenli bir gelirinizin olacağı ve zevkli bir işinizin olacağı düşünüldüğünde, ek olarak günümüzde gençlerin meslek sahibi olabilmek için harcadıkları zaman ve para düşünüldüğünde; 3 yıl zaman ve 0 TL ile başlanan blog yazarlığı işi hiçte mantıksız gibi gelmiyor, sizce de öyle değil mi?

15 Aralık 2014 Pazartesi

Altay Bilgin Blogger 1 Yaşında ve 100. Yazısı!

Merhaba. Çok uzatmayacağım. Burayı açarken kafamda bazı sorular vardı; blogun çok vaktimi alacağı, yazılarımın istediğim kitlelere ulaşamayacağı, beklide kişisel bir blogun gereksiz olduğu yönünde.

Bugün AltayBilgin.Blogspot.com.tr adresini açalı tam 1 yıl olmuş. Daha dün gibi aklımda bu içeriği girmem. Gerçekten zaman hızlı geçiyor. Geçen 1 yıl içerisinde okurlarıma tam 100 tane içerik sunmuşum. Ve şuan bunu rahatlıkla diyebiliyorum ki; iyi ki burayı açmışım. Blog açmak isteyip benim gibi kafasında soru işaretleri olan arkadaşlara kesinlikle tavsiye ediyorum.

Kişisel blog belirli bir süre sonra insanın günlüğü gibi oluyor. Yazmayınca kendinizi rahatsız hissediyorsunuz. Bazen ilgilendiğiniz alanlarla ilgili şeyleri, bazen çok daha iç dünyanızda olup biten şeyleri, bazen de aslında hiç ilginiz olmayan şeyleri yazıyorsunuz. Ve bu yazma eylemi belirli bir süre sonra alışkanlık haline geliyor. İnsan daha çok yazmak istiyor. Bana göre kişisel blog tutmak insana iyi gelen bir şey. Bir nevi içini dökmek, öğrendikleri paylaşmak gibi! Nasıl bir çocuk yeni bir şey gördüğünde veya öğrendiğinde koşarak gelir annesine babasına durumu anlatır; işte aynen öyle! Kişisel blogu olan yazarda yeni bir şey öğrendiğinde veya olaylar hakkında yorumları olduğunda koşar bloguna yazar ve onu takipçileri ile paylaşır.

Bu yazıyı neden yazdım, çünkü zamanımda çok çekincilerim vardı acaba blog açmalı mıyım, yapabilir miyim gibi. İşte bu tarz çekinceleri olan kişilerin karar vermesini kolaylaştırırım belki diye düşündüm. Kesinlikle açın, aradan 1 yıl geçtikten sonra şimdi neden kesinlikle dediğimi sizde anlayacaksınız.

Nice yaşlara AltayBilgin.Blogspot.com.tr / Beni Okumaya Devam Edin!

O zaman Bunu Kutlayalım!

Eeee Hadi!

PARTY HARD!



3 Aralık 2014 Çarşamba

Erkekler Sevgilinize Dikkat!

Ah bu gönül işleri diyerek başlamak istiyorum. Söz dinlemez ki, her şeye konar. İyi mi, kötü mü, güzel mi, çirkin mi… Bir sözüne, bir bakışına hayran olup içimizde bir kıpırtı olur ve havasına kapılıp gideriz. Sonu mutlu biter veya bitmez. Nasip, kısmet bu işler…

Okuduğum bir haber, bu konuda karşılaşılacak en kötü durum belki de. Bu nedenle sizlerle paylaşmak istedim. Eskilerin dediği gibi "sarımsağı gelin etmişler, kokusu 40 gün sonra çıkmış!" sözünü de eklemek istiyorum.

Gelelim haberimize; İngiltere ordusunda uçak mühendisi olan Owen Morris 8 yıl boyunca Brooke Magnanti isimli bir adli tıp öğrencisiyle sevgilidir ve sonunda evlilik teklifine karar verir. Ama bu kararı verdiği zaman okuduğu bir haber ile hayatının şokunu yaşar. Meğerse 8 yıllık sevgilisi bir telekız ve yaşadıklarını da "Belle de Jour" takma adıyla blogunda paylaşır. Daha sonra çok satanlar listesine giren kitaplar yazan "isimsiz telekız" kimliği ortaya çıkar.

Owen Morris kız arkadaşının adını Sunday Times köşe yazarı olan India Knight'ın yazısında görünce inanamaz ve bir isim benzerliği diye düşünür. Daha sonra da acı gerçekleri öğrenir. Kız arkadaşı yaşadıklarını blogunda paylaşan Londra'nın pahalı fahişelerinden birisidir. O gün Morris'in hayatında kötü olayların, kız arkadaşı Magnanti için de şöhret ve zenginliğin başladığı gündür.

Eski sevgilisine tazminat davası açan Owen Morris, "Hayatını yazdığı kitapta adımdan The Boy adıyla söz ediyor. Kimsenin yüzüne bakamıyorum. Müşterileriyle buluşurken bana, 'Faili meçhul geldi, adli tıp raporu hazırlamam lazım' demesini unutamıyorum. Seks blogunu yaparken de bana adli tıpla ilgili bilimsel makale yazıyorum yalanını söyledi" diyor.

Brooke Manganti, Nörotoksikoloji ve Kanser Epidemiyolojisi konusunda uzman bir doktordur ve 6 yıl önce saati 750 liraya Londra'da bir telekız ajansına bağlı olarak çalışmaya başlar. "Gündüz Güzeli" ismiyle yazdığı blogunda ve kitabında da telekızlığın tüm sırlarını ortaya döker. Magnanti, Londra'ya ilk taşındığı zaman bilgisayar programcılığı ile ilgili bir iş bulur ama telekızlığı daha eğlenceli görür. Eline nakit para geçtiğinden ve tezi için bol bol vakti kaldığından bunu tercih ettiğini de söylüyor.

Magnanti "tezimi tamamlayıncaya kadar bu işi yaptım. Para için seks yapmaktan değil, bunu yazmaktan dolayı zaman zaman kendimi kötü hissettim" diyor. 2003 ve 2004 yılları arasında 14 ay süren fahişelik deneyimini bu şekilde açıklıyor. Owen Morris'in yaşadıkları ise yıllar sonra gündeme geliyor ve şimdilerle de yaşadıkları bir TV dizisi oluyor.

22 Kasım 2014 Cumartesi

Dünyanın En Korkunç 10 Hapishanesi

Şimdi diyeceksiniz ki, hapishanelerin hepsi korkunç! Gerçekten de öyle, dört duvar arasında yaşamak ve kapalı kalma psikolojisi. Elbette, suç işleyen insanların bu şekilde cezalandırılması konusunda söyleyecek bir sözüm yok. Ama birde haksız yere buralara düşen, üzerine suç kalmış ve isteyerek dileyerek bir suç işlememiş kişiler de var.

Hapishaneler ile ilgili gerçekler ancak içerisinde yaşayan kişiler tarafından bilinebilir ve her ne kadar anlatılsa bile o atmosferde yaşamadan tam bir fikir oluşamaz. Aynı zamanda bu kişiler zaten işledikleri suçlar nedeniyle buralarda cezalarını çekmektedir. Gardiyanların onlara kötü davranmasını, açlık ve pislikle mücadele etmesini de gerektirmiyor!

Gelelim dünyanın en korkunç hapishanelerine;

Rikers Island, New York/ABD


Dizilere bile konu olan bir hapishane. Ünlü "Law&Order" dizisi bu hapishaneden esinlenmiştir. Rikers Adası'nda bulunan bu hapishanede mahkumların şiddet olayları sürekli gündeme geliyor. 2007 yılında 18 yaşında bir mahkum burada dövülerek öldürülmüştü. Birçok kez bıçaklanma, linç, çeşitli şiddet olayları ve zihinsel rahatsızlığı olan mahkumlara karşı sergilenen tavırlarla gündeme gelen bir hapishane.

Gidani Hapishanesi, Tiflis/Gürcistan


2012 yılında ortaya çıkan videosu ile kötü şöhretine sahip oldu. Videoda gardiyanlar mahkumlara akla gelmeyecek işkenceler uyguluyor ve cinsel istismarda bulunuyor. 2005 yılında da bir gardiyan itirafta bulunarak hapishanede bu tarz olayların sürekli yaşandığına şahit olduğundan bahsetti.

La Sante, Paris/Fransa


Aşırı kalabalık bir hapishane olması ve fareler, bitlerle dolu olması ne kadar korkunç olduğunu açıklıyor aslında. Gardiyanların acımasızlığı ile bilinen bir hapishane ve 2002 yılında 73 mahkum atık su kanalından su içerek intihar etmiştir.

San Juan de Lurigancho, Lima/Peru


2500 kapasiteli bir hapishane ve Güney Amerika'nın en kötü hapishanesi olarak biliniyor. Kapasitesine rağmen şu an 7000 civarında mahkum olduğu biliniyor. Diğer hapishanelerin aksine mahkumlar el yapımı eşyalar yapıyor ve satarak parasal kaynaklarını sağlıyor. Bu nedenle de oluşan rekabet birbirilerini öldürmelerine neden oluyor. Aynı zamanda horoz dövüşleri ile de biliniyor.

Black Beach Hapishanesi, Ekvator Ginesi/Afrika


Bu hapishane fare istilası ile ve yiyecek kıtlığı ile biliniyor. Gardiyanlar tarafından uygulanan şiddet ve hastalıklardan kaynaklanan ölümler nedeniyle her yıl birçok can alıyor.

Butyrka Hapishanesi, Moskova/Rusya


1600 yıllarından bu yana işleyen bu hapishane aşırı kalabalık ve hücrelerde normal kapasitenin 10 katının üzerinde mahkum bulunuyor. Bu nedenle de pislik yuvası haline gelmiş durumda. AIDS, tüberkuloz gibi hastalıklar kalabalık olması nedeniyle hızlı bir şekilde yayılıyor.

Kamiti Maximum Security Prison, Nairobi/Kenya


Aşırı kirli bir hapishane ve bu nedenle çok fazla salgın hastalık var. Yetersiz beslenme ve açlık ölüm sebeplerinin başında geliyor. Sürekli isyan çıkmasına rağmen 800 kapasiteli bu hapishanede 3000 mahkum ceza çekiyor.

Gitarama Central Prison, Ruanda/Afrika


İlk başta 400 mahkum kapasitesi olan bu hapishanede, 90'lı yıllarda patlak veren iç savaş nedeniyle kapasite 7000'e yükseldi. O zamanlarda mahkumların hayatta kalabilmek için insan etki bile yedikleri biliniyor.

Kamp 22, Hoeryong/Kuzey Kore


Siyasi suçluları ve bazen ailelerini ağırlayan gizemli bir toplama kampı olan bu yerin resmi adı Kwan-li-so. Buraya girenler, ömür boyu burada kalıyor. Resmi kayıt olmamasına rağmen şu an nüfusun 5000 civarında olduğu biliniyor.

El Rodeo Hapishanesi, Guatire/Venezuela


50 bin mahkum bulunan bu hapishanede, çete olayları nedeniyle dünya üzerinde en şiddet dolu hapishane olarak biliniyor. 2011 yılında çıkan aşırı şiddetli çete savaşı nedeniyle ülkenin askeri kuvvetleri içeriye silahlı müdahalede bulunmak zorunda kaldı.

23 Ekim 2014 Perşembe

Dünyanın En İlginç 2 Uçağı

Birçoğumuz atlatmış bile olsa uçuş korkusuna sahipti veya hala sahip. Tüm bunları bir kenara bırakın ve şunu düşünün: Ya üretilen o uçakların ilk uçuşuna katılanlardan olsaydınız ne hissedersiniz?

Yapılan bazı araştırmalarla dünyanın en ilginç uçakları listelenmiş. Kimisi başarılı olsa bile kimisi daha ilk uçuşunda paramparça olmuş. İşte bu uçakları sizlerle paylaşmak istiyorum ve gerçekten ilginizi çekeceğini düşünüyorum:

Caproni Ca.60 Noviplano



İtalyan mühendis Giovanni Battista Caproni tarafından transatlantik uçuşlar için Caproni Ca.60 Noviplano isimli bir uçak tasarlanmış. Bu uçak 100 yolcu kapasiteli, 9 kanatlı ve 8 motorlu bir uçaktır. Görüntüsü bir gemi veya uçaktan çok daha farklı olan bu uçak, dengede durabilmek için iki tarafından iki adet dubaya ihtiyaç duyuyor. Toplamda 8 kişilik mürettebat ile uçan Caproni Ca.60 Noviplano, 23,45 metre uzunluğunda ve 9,15 metre yüksekliğindeydi.

Dolu ağırlığı ise 26 bin kilogram olan bu uçak, 30 metre kanat açıklığına sahip. Sıvı soğutmalı 400 beygir gücündeki Liberty L – 12 V12 motorlarıyla havalanan Ca60, ilk kez 1921 yılında havalandı. Ancak ilk uçuşunda düştü ve paramparça oldu. Şans yakalayamayan bir hava aracı olmasına rağmen, kalabalık transatlantik uçuşlarının öncüsü olarak kabul edilmekte.

Hazar Denizi Canavarı (Ekranoplan)


Rusların soğuk savaş zamanında yarı uçak yarı gemi olarak geliştirdikleri gizli bir askeri projenin kod adı, Hazar Denizi Canavarı'dır. 1960'lı yılların ortalarında Amerikan casus uyduları tarafından tesadüf eseri tespit edilmeden önce varlığından kimse haberdar değildi. 20. yüzyılın sonuna gelindiği zaman ise olay çözüldü. Bu canavar aslında Sovyet lideri Nikita Kruscev'in yakın arkadaşı olan Aerodinamik Uzmanı Rostislav Alekseyev'in geliştirdiği ve Ekranoplan olarak nitelendirdiği yeni bir tür hava taşıtıydı.

Ekranoplan, sürekli olarak denizin 15 – 20 metre kadar üzerinden uçup, hızlı bir hareket kabiliyetine sahipti. Ayrıca az bir yakıt tüketimi vardı. Tam olarak havada olmadığı için hem hava radarları hem de tam olarak su üzerinde olmadığı için denizaltı sonar, radarları tarafından tespit edilemiyordu.birkaç değişik modelde Ekranoplanlar, Soyvetler donanması tarafından uzun yıllar boyunca asker ve mühimmat taşınması için kullanıldı.

400 – 500 kişi kapasiteli ve bir seferde yüzlerce ton taşıyabiliyordu. Soğuk savaş bittikten sonra maliyetleri ve bakımsızlıkları sonucunda proje askıya alındı. En büyük handikap ise dalgalı denizlerde uçuşunun riskli olmasıydı. Gemi taklidi yapan uçaklara verilen isim

14 Ekim 2014 Salı

Türkiye'de Neden Kobani Gerilimi Yaşanıyor?

Son yılların en acımasız terör saldırılarından birinin sahibi, IŞİD. Tüm dünyaya adını duyuran bu terör örgütü, diğerleri gibi dünyada hakimiyet kurmaya çalışıyor. Dünyaya yapılan bu tehditlerin son kurbanı da, Kobani oldu.

Kobani'de IŞİD saldırıları düzenlendi. Bazı Kürt grupları ve IŞİD arasında yaşanan çatışmalar birçok masum insanın da zarar görmesine neden oldu. Dünya'yı sallayan bu çatışma sonrasında gözler Türkiye'ye çevrildi. Peki, neden Türkiye? Türkiye'den bağımsız olmasına karşın, Almanya Başbakanı Angela Merkel Türkiye'yi duyarsızlıkla suçladı. Peki, Türkiye bu konuda ne yapabilir?

IŞİD terör örgütünün, bazı Kürt gruplar ile arasında gerçekleşen çatışma sonucunda, Kobani'ye yapılan saldırılar ülkemizde protesto edilmeye başladı. Hatta bu nedenle, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere ülkemizde çeşitli illerde olaylar yaşandı. Onlarca insan ve iş yerine zarar verildi. Bankalar ve ATM'ler tahrip edildi. Kızılay aracı ateşe verildi. Birçok can ve mal kaybı, zararı yaşandı. Ülkemizde bu olayın bu denli protesto edilmesi ise gerçekten üzücü.

Ülkemizde meydana gelen IŞİD karşıtı gösteriler adeta bir terör eylemine dönüştü. Birçok ilde sokağa çıkma yasağı getirildi. Buna rağmen birçok kişi yaralandı. Göstericiler ağırlıklı olarak Kürt vatandaşlar ve Kürtlerin yoğun yaşadığı iller dışında eylemlere bazı sosyalist partiler, sol örgütler, sendikalar, öğrenci grupları, kadın örgütleri ve aydınların destek verdiği biliniyor. İstekleri ise Suriye'nin kuzeyindeki diğer bölgeler Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi üzerinden gelecek askeri yardımın ulaşması için Türkiye toprakları üzerinden Kobani'ye doğru bir koridor açılsın. Türkiye'nin IŞİD'e verdiği iddia edilen desteğin kesilmesi ve Türk ordusunun Kobani'ye kara harekatı yapmaması isteniyor.

Kürt siyasetçiler, IŞİD'in Kobani içine girmesi ve Türkiye'den beklenen adımların atılmaması üzerine Türkiye'de sokak eylemi çağrısı yaptı. Ama bu eylemlerde ölüm ve şiddet olayları meydana geldi ve HDP'li bir heyet, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile görüştü ve basın açıklaması yaptı. Açıklamada hükümet eleştirildi ve "şiddet, yakma, yıkma asla olmamalıdır" dendi. KCK tarafından yapılan açıklamada ise eylemler desteklendi ama Atatürk büstü, Türk bayrağı ve okullarına saldırı düzenlendi iddiaları eleştirildi.

Hükümet ise Türkiye'nin IŞİD'e kesinlikle bir destek vermediğini dile getiriliyor. Kobani'ye silah yardımı ise her şeyden önce YPG'nin, Türkiye'nin yıllardır savaştığı PKK ile bağlantılı olması nedeniyle gündemde değil.

Ülkemizde yapılan eylemlerde hem güvenlik güçleriyle göstericiler hem de bazı yerlerde göstericilerle onlara karşı çıkanlar arasında çatışmalar meydana geldi. Göstericiler taş, sopa, Molotof kokteyli ve havai fişek kullandı. Göstericilerle onlara karşı olanlar arasında başlayan çatışmalar her iki taraftan da taş, sopa, kesici alet ve silahlı saldırıya dönüştü. Bu da ölümlere neden oldu. Ölümlerin bir bölümü eylemcilerle Hüda – Par yanlıları arasında çatışmalardan kaynaklandı.

Hür Dava Partisi, 2013 yılında kurulmuş, ağırlıklı olarak Kürt illerinde faaliyet gösteren ve İslami çizgiye sahip bir siyasi parti. Kamuoyunda ise Hizbullah örgütünün partisi olarak bilinse de, parti bunu kabul etmiyor. Ama partinin kurulması Mustazaf – Der adlı Hizbullah örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılması ardından gerçekleşti. Partinin genel başkanı ve kurucu kadroları, bu derneğin yöneticileri oldu.

KCK eylemlere devam edilmesini istiyor. HDP'liler de eylemlerin devam etmesini isterken şiddet olaylarından uzak durulması isteniyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan'ın kendisine gönderdiği mesajında, diyalog ve müzakereye hız verilmesini önerdiğini açıkladı. Eylemler bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Ama boyutu ve yöntemleri, Türkiye'nin Kobani'yle ilgili izleyeceği politikalara ve Kürt siyasetçilerin politikalarına bağlı!

Eylemler ise kesinlikle çözüm sürecini olumsuz etkiliyor. PKK liderlerinden olan Murat Karayılan, 23 Eylül'de Kobani'deki saldırılar nedeniyle Türkiye'yi suçladı ve sonrasında "bizim için süreç bitmiştir" dedi.

Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan ise ortada bir müzakere süreci olmadığını belirtti ve "çözüm için 15 Ekim'e kadar biz bekleriz" dedi. Öcalan 9 Ekim'de müzakere ve diyalog çağrısında bulunurken, hükümet tarafından yapılan açıklamalarda eylemlerin çözüm sürecini tehlikeye attığı belirtilerek Kürt tarafı sert bir dille eleştirdi.

20 Eylül 2014 Cumartesi

Blog Yazısı için Yeni Konu Bulmak [Öneriler, Tavsiyeler ve Yöntemler]

Yeni blog açan herkes bu yola çıkarken; "anlatacak o kadar çok şeyim var ki…" diyerek çıkar. Çıkar çıkmasına da muhteşem bir gaz ve istekle başlayan blog yazarlığı birkaç ayın ardından yerini “konu bulamıyorum ya” “aslında başlığı bulsam gerisini getirmekte pekte bir şey yok” gibi kalıp cümlelere bırakır.

Öncelikle blog sitelerinin başarısının 1. sırrının düzenli güncelleme olduğunu düşünürsek, bir yazarın sürekli olarak bloguna özgün, dikkat çekici başlıklar bulması ve kişilerin daha önce görmediği, bilmediği konular hakkında kişisel yorumlarını yazması gerekiyor. Buraya kadar her şey normal ve şimdi asıl sorular geliyor; "bu konulara nasıl erişeceğiz?" "yeni konu bulmak için ne yapmalıyız?" "nerelerde takılırsak beynimizde ampüller yanar ve farklı başlıklarda konular bulabiliriz?"

İşte bunlar gibi deli sorulara cevap bulabileceğiniz ana başlıklar;

Okutmak için Okumak gerek! 




Benim bir blog yazarına verebileceğim en büyük tavsiyedir sanırım. Ek olarak okumayan birinin okutabileceğine de inanmıyorum. Eğer düzenli içerik giren bir blog yazarı isen, kesinlikle blog takip listen olmalı ve sevdiğin blogları düzenli olarak gezerek yazdıkları içerikleri takip etmelisin. Sadece blog okumakla bitmez, kitap, dergi kısaca gördüğün ve okuyabildiğin her şeyi okumalısın. Okudukça hayal gücün gelişir ve okudukça aklına daha güzel, farklı konular gelir.

Gündemden Ayrılanı Kurt Kapar! 



Gündem konularına yazmayabilirsin. Hatta haber sitelerini sevmiyor bile olabilirsin. Bunlar tabiî ki de blog yazman için sana engel değil. Ancak Dünya siyasi olaylar nedeniyle çalkanıyorken sen gidip dünya barışı hakkında bir konu yazar ve bunu blogunun sosyal medya hesaplarında yayarsan; iki üç saniye sonra hayatında daha önce hiç duymadığın tarz küfürler duymaya başlayabilirsin. İşte bu nedenle günde en az 1 kere daha önce belirlediğin 2 – 3 haber sitesine göz gezdirmeli ve ülkede, dünyada neler oluyor, neler bitiyor bilmelisin.

Türk’ün Aklı S… Çalışır! 




Kesinlikle doğru bir söz, hayatımı etkileyecek en dehşet fikirler hep WC’de aklıma gelmiştir. Neyseki biz sadece blog için konu arıyoruz ancak insanın aklına ne zaman ne geleceği belli olmuyor. Hiç beklemediğin anda aklına gelen fikirleri not almak için yanında not defteride taşıyacak halin yok ama telefonunu çıkartıp onu hemen not alman gerek yoksa bir daha hiç hatırlamayacağın bir başlık olarak kalacaktır. Ek olarak gördüğün komik bir şeyin direk fotoğrafını çekmek daha sonra bloguna başlık ararken çok faydalı olur bilesin.

Sosyal Sosyalim Şıkır Şıkırım! 



Sosyal Medya’yı sevmiyorsan ve takip etmiyorsan, git blogu kapat ve kendine başka meslek falan ara. Eğer sen blog yazarı olmak istiyorsan, zaten sosyal medyada müthiş aktif bir insan olmalısın. Gündemin ve konuların bu kadar hızlı değiştiği bir dünyada yazar olacaksan; sosyal ağların çok güçlü olmalı ve sürekli sosyal medya hesaplarından gündemi takip ederek yeni konular türetmelisin.

SONUÇ: 


Olay aslında basit. Kendinize bir liste oluşturun. En azından ben öyle yapıyorum. Haber sitelerim, Blog sitelerim gibi takip listelerim var. Sosyal medya hesaplarımda özel takip listelerim var. Ve gerçek hayatta sürekli gözlem halindeyim. Yaşam tarzını bu şekilde belirledikten sonra dünya kadar konu geliyor insanın aklına, hatta o kadar çok geliyor ki belirli bir süre sonra elindeki konuları oturup yazmaya fırsat bulamıyorsun!

NOT – İTİRAF: Bu başlıkta "Acaba Bugün Bloguma Ne Yazsam?" derken hiçbir şey bulamayıp bari; "Blog Yazısı için Yeni Konu Bulmak için Öneriler" yazayım bari diyerekten ortaya çıkmıştır.

30 Ağustos 2014 Cumartesi

SEO ve Sosyal Medya ilişkisine derinlemesine bir bakış


Eskiden SEO adı altında yapılan çalışmalar ile şuan yapılan çalışmalar arasında dağlar kadar fark var. Şuan düşündüğümde; sanki o zaman hiç iş yapmıyormuşuz gibi gelse de olayın derinine indiğimde vaktimin tamamını bilgisayar başında geçirdiğimi hatırlıyorum. Yani SEO değişiyor, yöntemleri ve uygulamaları değişiyor ancak SEO’ya harcanan vakit webmasterlar tarafından sabit ve bu sabit vakitlerinin neredeyse tamamı.

Evet eskiden site açmak büyük bir olaydı. Site iki üç toplist ve foruma eklediğinde ise site neredeyse uçuşa geçiyordu Google üzerindeki anahtar kelimelerde. Tabi ki bu saltanat böyle sürmedi. Ardından düzenli olarak güncellemeler, backlink çeşitliliğine dayalı algoritmalar, pageranklar, no followlar - do followlar, trustranklar falan derken ve en sonunda sosyal medya sitelerinin patlaması ile tüm kayışlar koptu…

Artık SEO ve Sosyal Medya Ayrı Değerlendirilmeli 


İlk olarak webmaster camiası içerisinde Sosyal Medya SEO’nun bir alt dalı gibi görünüyordu. Bence artık olay alt dal olmaktan tamamıyla çıkmıştır. Nedeni benim kendi projelerimde sosyal medya ile neredeyse arama motorları trafiğine yakın bir hit çekmem.

Olayı şöyle düşünelim. Totaline SEO denilen işlemlerin hepsini ne için yapıyoruz? Sitemize hit çekmek için. Eee SEO’nun alt dalı gibi gösterilen bir mecradan daha fazla hit çekebiliyorsam, o zaman oturup SEO ve Sosyal Medya’yı sitem için ayrı sınıflarda değerlendirmenin vakti gelmiş demektir. Zaten büyük portallar ve e-ticaret sitelerinde durum yıllardır böyle. Ancak ben bu konuyu, kişisel blog veya nish alanlarda blog açıp yazan webmaster arkadaşlar için ele alıyorum.

O zaman sosyal medya ve seo güçleri dengelenmiştir denilebilir. Çünkü iki iştede amaç hit çekmek ve iki şekilde de birbirine yakın hitler çekebiliyorsak; olay eşitlenmiştir.

+ Peki bu çalışmanın adı ne? 
- Bence SOSYAL SEO!

SEO ve Sosyal Medya Nereye Gidiyor?


Google 2013 senesinden başından beri bana göre webmasterları çok zorluyor. Sürekli akıllarını farklı şeylere odaklamalarını sağlıyor. Ancak genel bir bakış atıldığında; google bariz şekilde webmasterları oyaladığını görebiliriz. Sürekli yeni çıkan şeyler, algoritmalar, özellikler vs vs vs…

Aynı durum sosyal medya siteleri içinde geçerli. Geçtiğimiz aylarda Facebook sayfalarındaki etkileşimin eğer yayın içerisinde link varsa neredeyse 0’lara kadar düştüğüne şahit olduk. Yani facebook’ta aynı google gibi elindeki hiti kaybetmemek ve elindeki hitten daha fazla para kazanmak için ilk webmsater camiasını kullanıp; ardından ilk onların biletini kesmeye başladı.

Tahminlerimce çok kısa sürede Twitter üzerinden gelen hitlerde de ciddi düşüşler ve etkileşim kayıpları başlayacaktır.

Ancak yinede sosyal medya şuan arama motorları üzerinden trafik çekmekten çok daha etkili. SEO’nun ciddi bir sağlamlığının olmaması ve sosyal medyasız backlink’lerin etkisinin göstermemesi zaten bizi sosyal medya kullanmaya zorunlu bırakmaktadır. Eğer etkili kullanırsanız birçok kelimede çok daha hızlı yükseldiğinize şahit olacaksınız.

Ben kişisel blogumda sosyal medya, seo ve webmaster üçgeni hakkındaki görüşlerimi kısa kısa notlarla sizlere aktarmaya çalıştım. Konuyu sizlerden gelen yorumlarla geliştirebilir ve tartışarak güzel sonuçlar bulabiliriz.

Saygılar…

22 Temmuz 2014 Salı

Coca Cola'dan Boykota Cevap!

İsrail tarafından günlerdir ateşe tutulan Gazze'de herhangi olumlu bir gelişme hala meydana gelmedi. Birçok masum insan, genç, çocuk, bebek, yaşlı, hamile demeden öldürülüyor. Gazze'den yapılan açıklamalar, fotoğraflar olayın en kötü yanını bizlere gösteriyor. Gazze'de yapılan bu katliama dünyanın seyirci kalması ise içler acısı olan 'insanlığımızı' gözler önüne seriyor.

İsrail'in Gazze'de yapmış olduğu bu katliam sonrasında bir tek Türkiye'den ses geliyor diyebiliriz. Elbette dünyada insanlığını kaybetmemiş birçok kişiden de destek verilmeye çalışılıyor. Bunun yanı sıra bildiğiniz gibi İsrail markalarına da protestolar var. Her yerde boy boy resimler İsrail'e ait olan veya destek veren markaların isimleri yayınlanıyor ve protesto ediliyor. Bunların başında da Coca Cola, Burger King gibi markalar geliyor.

Özellikle ülkemizde bazı illerin, marketlerin ve bakkalların Coca Cola şirketinin ürünlerini satmadıkları haberlerini duyuyoruz. Bu boykot karşısında fazla sessiz kalamayan Coca Cola şirketinden ise bugün açıklama yapıldı: "İsrail'i desteklemiyoruz"

Sosyal medyada Coca Cola şirketinin İsrail'i desteklediğine dair yayılan haberler karşısında İstanbul'da birçok belediye ürünlerin satışını durdurdu. Yapılabilecek en güzel boykot şekli de buydu zaten. Bu gelişmeler karşısında bir açıklama yapma gereksinimi duyan Coca Cola ise bunun tamamen gerçek dışı bir söylenti olduğunu savunuyor.

Coca Cola şirketi tarafından yapılan açıklamada, şirketin 128 yıldır dünyanın birçok yerinde faaliyet gösterdiği ve herhangi bir ülkeyi, hükümeti, politikayı, siyasi ve dini inancı desteklemediklerini vurguluyorlar. Aynı zamanda gelirin tamamen İsrail'e aktarıldığının da gerçekdışı olduğunu söylüyorlar. Filistin'de en büyük 3. işveren ve 5. en büyük yatırımcı olduklarını belirtiyorlar. Rakamlara göre 1998 yılından bu yana Filistin'de faaliyet gösterdikleri ve 3 fabrikanın bulunduğu, 1'i Gazze'de olmak üzere 7 satış ve dağıtım merkezinin bulunduğunu açıklıyorlar.

Coca Cola şirketi, Filistin'de 350 kişiye iş imkanı sunduğu ve yan sektörleri ile de 3,500 aileye geçim imkanı sağladıklarını belirtiyor. Şirket aynı zamanda 50 yıldır Türk ekonomisine de güç verdiğinden ve 30 binden fazla kişiye istihdam olanağı verdiğinden bahsediyor.

Coca Cola tarafından yapılan bu açıklama gerçek veya değil, İsrail'in yanında veya değil, söz konusu olan İsrail'in yapmış olduğu katliama dünyanın insanlıktan yoksun bir şekilde sessiz kalması… Almanya Başbakanı Angela Merkel'in kullanmış olduğu "İki taraf da acı veren tavizlerde bulunmayı kabul etmek zorunda. Ama nefsi müdafaa söz konusu olduğunda İsrail'in yanındayız" ifadeleri dünyanın ne kadar acınacak bir halde olduğunu bizlere gösteriyor.

28 Haziran 2014 Cumartesi

Dünyanın En Zengin Terör Örgütleri

Dünya üzerinde küçük – büyük birçok terör örgütü bulunuyor. Bunların bazılarının mal varlıkları ise dudak uçuklatacak cinsten. Money Jihad adlı internet sitesinin 2011 yılının sonunda yaptığı bir araştırmada terör örgütlerinin mal varlıklarını yayınlamış ve ortaya çıkan sonuçlar gerçekten ilgi çekici.

Bu terör örgütlerinin en zenginleri arasında Afganistanlı Taliban'da yer alıyor. 70 – 400 milyon dolarlık bir mal varlığının olduğu düşünülüyor. Afganistan'ın en kalabalık etnik grubu olan Peştunlardan oluşan Sünni İslamcı grup olarak bilinmekteler. Rus – Afgan savaşında 1989 yılında Rusların geri çekilmesi sonrasında Afgan merkezi hükümetinin zayıflığından yararlanarak Taliban iktidarın büyük bir bölümünü kontrolü altına almıştır. Taliban'ın iktidarda olduğu yıllarda kızların eğitim görmesi yasaklanmış ve 11 ilde 500'den fazla okulun kapatıldığı biliniyor.

Bir diğer zengin terör örgütü Hizbullah. Hizbullah'ın mal varlığının 200 – 500 milyon dolar olduğu ve bunun 120 milyon dolarının İran'dan geldiği biliniyor. Lübnan'da bulunan hem sivil hem de askeri bölümleri bulunan ve Şii inançlı siyasi bir partidir. 1982 yılında İsrail'i, işgal etmekte olduğu Güney Lübnan'dan çıkartmak amaçlı kurulmuştur.

Bir diğer zengin terör örgütü Farc adıyla bilinen Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri. Marksist – Leninist devrimci gerilla örgütü olan Farc'ın mal varlığının 350 milyon dolar olduğu biliniyor. Kolombiya hükümeti, Amerikan Dışişleri Bakanlığı, Kanada ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak ilan edilmişlerdir. 1960 yılında ise Kolombiya Komünist Partisi'nin askeri kanadı olarak kurulmuştur.

Son olarak 70 – 100 milyon dolarlık mal varlığı ile El Şebab terör örgütü de en zengin terör örgütlerinden. Mücahit Gençli Hareketi olarak tanımlanan ve Somali'de Federal Geçiş Hükümetini ortadan kaldırmak için savaşan bir silahlı örgüttür. 2011 yılında ülkenin güney kesiminin büyük bir kısmını kontrol eder hala gelmiştir. Bu bölgede sıkı bir şeriat uygulandığı bilinmektedir ve 2011 yılında 14,426 militanı olduğu bilinmektedir.

23 Haziran 2014 Pazartesi

Ramazan Ayında Cebinizden Ayıramayacağınız 3 Mobil Uygulama


2014 senesinin sultanı Ramazan ayına az bir süre kaldı. Bende bu ayın anlam ve önemine istinaden hem kişisel blog sitemde okurlarım mübarek ramazan aylarını şimdiden kutlamak istedim hem de 12 ayın sultanı olan bu ayda mobil telefonlarında işlerine yarayacak uygulamaları tanıtmak istedim. Sözü uzatmadan direk ramazan ayı için seçtiğim 3 uygulamaya geçiyorum.

Ramazan Davulu Uygulaması 


Hani hep deriz ya “NEREDE O ESKİ RAMAZANLAR” işte o eski ramazanları hatırlatacak güzel bir mobil uygulama. Özellikle büyük şehirlerde Ramazan davulcusunun tokmak sesiyle uyanmak neredeyse imkansız artık. Bu uygulama sayesinde davulcunun tokmak sesi kulaklarınızda çınlayacak. Alarmı istediğiniz saate manuel olarak ayarlayabilirsiniz. Ek olarak alarm çalarken cihazı sallayarak davulun ritmini hızlandırabilirsiniz.

Ramazan Davulu Mobil Uygulaması Ekran Görüntüsü Aşağıdaki Gibidir.






Ramazan Rehberi Uygulaması


Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanmış özel Ramazan Ayı uygulaması içerisinde; bu aya özel tüm bilgilere erişebilirsiniz. Uygulamanın başlıca özellikleri arasında; tüm illere ait imsakiye bilgileri, dünyanın farklı ülkeleri için imsakiye bilgileri, Ramazan ayı ile alakalı Ayet ve Hadisler, Ramazan ayı hakkında sıkça sorulan sorular ve cevapları, Ramazan ayı ile alakalı vaazlar ve hutbeler gibi birçok bilgiye tek uygulamadan ulaşabilirsiniz. Bu özel ayda her mobil uyumlu cihazda kesinlikle olması gereken bir uygulama. Ramazan –

Namaz Rehberi Mobil Uygulaması Ekran Görüntüsü Aşağıdaki Gibidir.






Namaz Vakitleri Uygulaması 


Oldukça basit ancak fonksiyonel bir uygulama. Bana göre uygulamanın en güzel özelliği her belirlenen ezanı okumasıdır. Namaz vakitleri diyanetin resmi sitesinden alınmaktadır. Ek olarak 203 farklı ülkeye göre namaz saatleri uygulama içerisinde mevcuttur. Yazılım widget halinde çalışmaktadır.

Namaz Vakitleri Mobil Uygulaması Ekran Görüntüsü Aşağıdaki Gibidir.






NOT: Uygulamaların hepsini kendi cihazıma indirdim ve denedim. Hepsi işinize yarayacak, kolay kullanıma sahip ve işlevsel uygulamalar. Google Play ve App Store üzerinde Ramazan ayı ile ilgili daha birçok uygulama var. Ben aralarından en çok beğendiğim 3 tanesini sizlere tanıttım.

Şimdiden tüm İslam Aleminin Mübarek Ramazan Ayının Hayırlara vesile olmasını dilerim...

14 Haziran 2014 Cumartesi

VK’nın en güzel 30 Rus Kızı! [Güzellik Yarışması ve Fotoğraf Galerisi]


VK diyince aklımıza ilk Rusya’nın Facebook’u gelir. Rusya’nın Facebook’u denildiğinde de siteye kayıtlı güzel Rus kızları gelir. Böyle olması gayet normal, VK’da gerçekten çok güzel hatunlar var. İnsan her girdiğinde “acaba neden Rusya’da yaşamıyorum” sorusunu kendisine soruyor, belki herkes sormuyordur ancak ben kendi VK profilime girdiğimde kesin bunu soruyorum, sorguluyorum…

Bu düşünceler sonucu dün gece kendi çapımda bir güzellik yarışması yaptım ve VK’nın en güzel 30 Rus kızını belirledim. Tabi daha güzelleri olabilir, benim hiç görmediğim kızlarda olabilir, zaten amaçta biraz gözümüz gönlümüz açılsın, biraz geyik muhabbet olsun. Sözü fazla uzatmadan hemen en güzel 30 kızın fotoğrafları ile sizleri bırakıyorum.

İşte Güzellik Yarışması Sonuçları  ve VK’nın en güzel 30 Rus Kızı Listesi


1  - VK'nın en güzel kızı!


3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28

29

30

Aslında güzellik yarışmasına katılım sayısını 100 yapacaktım. Fotoğrafları eklemekten inanın hiç üşenmem, malzemede çok ama  içimden bir ses yeter Altay b... çıkartma dedi. Bende o sese kulak verdim. Sizlere 30 güzel verdim, devamını siz getirin artık!

NOT: Konu altına yapacağınız yorumlar ile güzellik yarışmasının en güzelini belirleyebilirsiniz.