14 Ekim 2014 Salı

Türkiye'de Neden Kobani Gerilimi Yaşanıyor?

Son yılların en acımasız terör saldırılarından birinin sahibi, IŞİD. Tüm dünyaya adını duyuran bu terör örgütü, diğerleri gibi dünyada hakimiyet kurmaya çalışıyor. Dünyaya yapılan bu tehditlerin son kurbanı da, Kobani oldu.

Kobani'de IŞİD saldırıları düzenlendi. Bazı Kürt grupları ve IŞİD arasında yaşanan çatışmalar birçok masum insanın da zarar görmesine neden oldu. Dünya'yı sallayan bu çatışma sonrasında gözler Türkiye'ye çevrildi. Peki, neden Türkiye? Türkiye'den bağımsız olmasına karşın, Almanya Başbakanı Angela Merkel Türkiye'yi duyarsızlıkla suçladı. Peki, Türkiye bu konuda ne yapabilir?

IŞİD terör örgütünün, bazı Kürt gruplar ile arasında gerçekleşen çatışma sonucunda, Kobani'ye yapılan saldırılar ülkemizde protesto edilmeye başladı. Hatta bu nedenle, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere ülkemizde çeşitli illerde olaylar yaşandı. Onlarca insan ve iş yerine zarar verildi. Bankalar ve ATM'ler tahrip edildi. Kızılay aracı ateşe verildi. Birçok can ve mal kaybı, zararı yaşandı. Ülkemizde bu olayın bu denli protesto edilmesi ise gerçekten üzücü.

Ülkemizde meydana gelen IŞİD karşıtı gösteriler adeta bir terör eylemine dönüştü. Birçok ilde sokağa çıkma yasağı getirildi. Buna rağmen birçok kişi yaralandı. Göstericiler ağırlıklı olarak Kürt vatandaşlar ve Kürtlerin yoğun yaşadığı iller dışında eylemlere bazı sosyalist partiler, sol örgütler, sendikalar, öğrenci grupları, kadın örgütleri ve aydınların destek verdiği biliniyor. İstekleri ise Suriye'nin kuzeyindeki diğer bölgeler Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi üzerinden gelecek askeri yardımın ulaşması için Türkiye toprakları üzerinden Kobani'ye doğru bir koridor açılsın. Türkiye'nin IŞİD'e verdiği iddia edilen desteğin kesilmesi ve Türk ordusunun Kobani'ye kara harekatı yapmaması isteniyor.

Kürt siyasetçiler, IŞİD'in Kobani içine girmesi ve Türkiye'den beklenen adımların atılmaması üzerine Türkiye'de sokak eylemi çağrısı yaptı. Ama bu eylemlerde ölüm ve şiddet olayları meydana geldi ve HDP'li bir heyet, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile görüştü ve basın açıklaması yaptı. Açıklamada hükümet eleştirildi ve "şiddet, yakma, yıkma asla olmamalıdır" dendi. KCK tarafından yapılan açıklamada ise eylemler desteklendi ama Atatürk büstü, Türk bayrağı ve okullarına saldırı düzenlendi iddiaları eleştirildi.

Hükümet ise Türkiye'nin IŞİD'e kesinlikle bir destek vermediğini dile getiriliyor. Kobani'ye silah yardımı ise her şeyden önce YPG'nin, Türkiye'nin yıllardır savaştığı PKK ile bağlantılı olması nedeniyle gündemde değil.

Ülkemizde yapılan eylemlerde hem güvenlik güçleriyle göstericiler hem de bazı yerlerde göstericilerle onlara karşı çıkanlar arasında çatışmalar meydana geldi. Göstericiler taş, sopa, Molotof kokteyli ve havai fişek kullandı. Göstericilerle onlara karşı olanlar arasında başlayan çatışmalar her iki taraftan da taş, sopa, kesici alet ve silahlı saldırıya dönüştü. Bu da ölümlere neden oldu. Ölümlerin bir bölümü eylemcilerle Hüda – Par yanlıları arasında çatışmalardan kaynaklandı.

Hür Dava Partisi, 2013 yılında kurulmuş, ağırlıklı olarak Kürt illerinde faaliyet gösteren ve İslami çizgiye sahip bir siyasi parti. Kamuoyunda ise Hizbullah örgütünün partisi olarak bilinse de, parti bunu kabul etmiyor. Ama partinin kurulması Mustazaf – Der adlı Hizbullah örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılması ardından gerçekleşti. Partinin genel başkanı ve kurucu kadroları, bu derneğin yöneticileri oldu.

KCK eylemlere devam edilmesini istiyor. HDP'liler de eylemlerin devam etmesini isterken şiddet olaylarından uzak durulması isteniyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan'ın kendisine gönderdiği mesajında, diyalog ve müzakereye hız verilmesini önerdiğini açıkladı. Eylemler bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Ama boyutu ve yöntemleri, Türkiye'nin Kobani'yle ilgili izleyeceği politikalara ve Kürt siyasetçilerin politikalarına bağlı!

Eylemler ise kesinlikle çözüm sürecini olumsuz etkiliyor. PKK liderlerinden olan Murat Karayılan, 23 Eylül'de Kobani'deki saldırılar nedeniyle Türkiye'yi suçladı ve sonrasında "bizim için süreç bitmiştir" dedi.

Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan ise ortada bir müzakere süreci olmadığını belirtti ve "çözüm için 15 Ekim'e kadar biz bekleriz" dedi. Öcalan 9 Ekim'de müzakere ve diyalog çağrısında bulunurken, hükümet tarafından yapılan açıklamalarda eylemlerin çözüm sürecini tehlikeye attığı belirtilerek Kürt tarafı sert bir dille eleştirdi.